Arama

'Misak-ı Milli'mizin İlk Maddesi Abhazya'nın Bağımsızlığı...
 
Erol Karayel

Önce bir flashback yapıp hafızalarımızı tazeleyelim…
Halklar hapishanesi Sovyetler Birliği'nin dağılma süreci, birlik cumhuriyetlerine bağımsızlık getirdi ama bu gelişme cumhuriyetlerin içerisinde yapılandırılmış özerk statüdeki bölgelerin beklentilerine cevap vermedi.
Rusya Federasyonu içerisinde yer alan Tataristan'ın v.d. bazı bölgelerin talepleri siyasi baskılarla; Çeçenya'nın talebi ise silah zoruyla bastırılınca, özerk bölgelerin tamamı taleplerinden geri adım atarak "bağımsızlık" beklentilerini bir başka bahara ertelediler.

BAĞIMSIZLIĞA GİDEN YOL...
Aynı dönemde, geçmişte “devlet kurduğunun” bilincinde olan Abhazlar da Tiflis yönetimini bu yeni oluşan durumu değerlendirmek üzere masa başına davet etti. Abhazlar o zamanlar Gürcistan'la birlikte aynı federal yapı içerisinde yer alabilecekleri düşüncesindeydi.
Ancak, bağımsızlığını henüz sindirememiş mağrur Tiflis yönetimi bu çağrılara kulak asmadı ve ordusunu Abhazya üzerine sürerek meseleyi halletmeye kalkıştı. Bu beklenmedik saldırı hem Abhazlarla Gürcüler arasındaki güven ortamını, hem de "büyük düşman" Rusya'ya karşı dayanışma beklentilerini tuzla buz etti.
Halbuki Abhazlar bu dönemde "Abhaz varlığının ve kültürünün geleceğini teminat altına alacak" gelişmiş bir statüden başka hiç bir şey beklemiyorlardı.
Savaş 1993 Eylül'ünde Gürcülerin yenilgisiyle sonuçlandığında her şeye rağmen “federal statüde bir beraberlik oluşturmak” Abhazlar için hala geçerli bir seçenekti. Çünkü Abhazlar, Rusya'yla iç içe yaşamanın ne sonuçlar doğuracağını tahmin edebiliyorlardı. Bu yüzden de Rusya’nın tepkisini çekmeden Gürcistan'la anlaşmaktan yanaydılar.
Fakat firasetsiz Gürcü yönetimi bu çağrılara kulak asmadı. Üstüne üstlük 1996’da BDT’na katılmasına mukabil Abhazya'ya uluslararası ambargo koydurarak ekonomik abluka başlattı ve Abhazları iyice Rusya'nın kucağına attı. .
Bir taraftan da silahlı tacizlerini sürdürdü; terörist grupları (Tetri Legion v.s.) Abhazya'ya musallat ederek aradaki son bağları da lif lif koparttı.
Abhazlar bu dönemde (Yeltsin dönemi) yine de Rusya Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Primakov tarafından hazırlanmış olan Gürcistan ile konfederasyon belgesini imzalamaya hazırdı.
Ama Gürcistan tarafı 1997'de bu planı reddederek son ümit kırıntılarını da yok etti.
....
Bütün bunlara rağmen Abhazlar iki yıl daha sabırla beklediler.
O dönemde yapılan görüşmelerde sürekli Gürcistan'ın ileri sürdüğü düzenlemeler yapıldı ve önemli bir mülteci nüfus Gal bölgesine geri döndü. Ama Gürcistan’ın anlaşma isteği olmadığı anlaşılınca, Abhazya da kendi yolunu çizerek 1999'da referanduma gitti. Referandumda Abhazya halkının yüzde 90’ında fazlası bağımsızlıktan yana oy kullandı

ABHAZYA'NIN STATÜSÜ HİÇ KONUŞULMADI
Daha sonraki dönemde Gürcistan anlaşmalara (1994-Moskova) aykırı olarak askeri güç kullanmak suretiyle Kodor Vadisi'ni işgal etti.
Bu arada Gürcistan’ın taraflar arasındaki bütün görüşmelerde masaya “Öncelikle Gürcü göçmenlerin tamamının kayıtsız şartsız Abhazya'ya dönmesinin sağlanması” ön şartıyla oturması bütün diyalog süreçlerini kilitledi.
Gürcistan, Abhazya için öncelikli bir mesele olan "Abhazya'nın statüsü" konusunu konuşmaya hiçbir zaman yanaşmadı. Basına ve dış kamuoyuna karşı seslendirdiği mahiyeti meçhul “genişletilmiş özerklik” statüsünü dahi bir teklif haline dönüştürerek görüşme masasına taşımadı.
Ve en son Osetya'ya yönelik saldırısıyla, 15 yılda hem zihniyet olarak bir arpa boyu yol alamadığını, hem de en safiyane yaklaşanların dahi anlayabileceği şekilde Abhazya ve G. Osetya'nın Gürcistan'la aynı devlet çatısı altında yaşama ihtimalinin bulunmadığını herkese gösterdi.
Abhazya ve G. Osetya, Gürcistan'ın saldırganlığı ve ABD ile Batı ülkelerinin Gürcistan'ı cesaretlendiren tavırları karşısında, her zaman olduğu gibi ellerindeki tek koz olan Rusya kartına sarıldılar.
Çünkü batı ve uluslararası kurumlar, şimdiye kadar kendilerine “Gürcü tahakkümünden” başka hiç bir şey önermemişti. Bu durumda Abhazya ve G. Osetya, hiç olmazsa kardeş Kuzey Kafkas halkları ile beraber olmaya yönelerek Gürcü istilasından korunmak için “Rus hapishanesine” girmeyi tercih ettiler.

GÜRCİSTAN'IN FİRASETSİZLİĞİ
Bu uzun süreçte sağduyulu pek çok insan, Rusya'nın tarihi sabıkaları ve etnik gruplara karşı bugün de sürdürdüğü asimilasyoncu politikaları göz önünde tutarak, Abhazya'nın Rusya'dan uzak bir yapılanmaya gitmesinde Gürcü yöneticilerden hep firasetli bir davranış bekledi. Ama "şövenist" ve "işbirlikçi" yöneticilerin elinde oyuncak olan Gürcistan'dan böyle sağduyulu bir adım gelmedi. Nitekim bu sorumsuzluğun acısını bugün hem kendisi çekiyor, hem de bölge halklarına çektiriyor.
Şimdi ortada yeni bir durum vardır.
Ve bu yeni duruma göre de yeni stratejiler geliştirmek gerekmektedir.

YENİ DURUM, YENİ STRATEJİLER
Rusya'nın öncelikli hesabı Abhazya ve G. Osetya topraklarını Gürcistan'dan tamamen kopartarak kontrolü altına almaktı.
Gürcistan stratejik bir hata(!) yaparak G. Osetya'ya saldırmak suretiyle harekat için bahane arayan Rusya'ya aradığı gerekçeyi sundu. Rusya da bu fırsatı değerlendirerek “vatandaşlarını korumak” bahanesiyle Abhazya ve G. Osetya'ya girdi ve bu bölgeleri kontrolü altına aldı.
Rusya bu ülkelerin Gürcistan'dan kopuş sürecini kendi niyetini kamufle ederek izah edebilmek için de uluslararası arenada "Abhazya ve G. Osetya’nın bağımsızlık taleplerini ön plana çıkaran bir terminoloji kullanmaya" dikkat etti.
Rusya'nın menfaatlarıyla, Abhazya ve G. Osetya'nın idealleri örtüşünce de ortaya iki küçük bağımsız devlet çıktı.
"Fiilen" zaten Rusya'nın kontrolü altında olan Abhazya ve Güney Osetya, - "Rus senaryosunun" sahnedeki bölümünün icabı da olsa- uzun yıllardır dillendirdikleri bağımsızlık taleplerini "hukuki" bir sürecin içine konumlandırmayı başardılar.
Fonksiyonelliği bir tarafa, "bağımsızlık statüsünün" bu iki küçük Kafkas ülkesi için çok büyük bir kazanım olduğundan hiç şüphe etmiyoruz;
Ki bu bağımsızlığın "konjonktürel bir bağımsızlık" olduğunu, Rusya'nın "ilhak projesinin" bir aşaması olarak bize sunulduğunu bilmemize rağmen.
Şunu iyi bilelim ki zaten sahnede herkes kendi oyununu oynuyor.
Rusya, Gürcistan, ABD ve Batı….Evet hepsi kendi oyununu sahneliyor.
Tabii ki Abhazya da kendi oyununu oynuyor ve oynamalı.
Kendimizi Rusya'nın, ABD'nin v.s. nin kazanımlarına bakarak değerlendiremeyiz. Menfaatlarımız zaman zaman bu güç odaklarıyla çakışabilir veya çelişebilir.
Biz kazanımlarımızı, sağladığımız menfaatlere bakarak değerlendirmeliyiz.
Şunu bilelim ki, 100 bin Abhaz, Rusya için de, ABD için de, AB için de her zaman ihmal edilebilir bir rakamdır. Nitekim Gürcü komutan Karkaraşvili bunu çok açık bir şekilde ifade etmiştir. Kimse bizim kara kaşımıza, kara gözümüze değer vererek bize hamilik yapmıyor. Değerimiz üzerimizden sağlanan menfaatle orantılıdır.
140 sene önce öldürerek, sürerek Abhazya'ya sahip olabiliyorlardı öyle yaptılar; şimdi ise Abhazları bağımsız kılarak Abhazya'ya sahip olabiliyorlar onun için bağımsızlığı terennüm ediyorlar.
Evet ama bu onların hesabı.
Biz ise kendi hesabımıza bakacağız.
Konjonktür Abhazya'ya bağımsızlığını hediye etmiştir, bizim gerçeğimiz bu. Bu aşamada bize kendi ideallerimiz doğrultusunda hareket ederek bu bağımsızlığı geliştirmek düşer.
Yapılacak iş de bunu uluslararası tanımalarla pekiştirmek ve güvence altına almaktır.
Süreci iyi okur, üzerimize düşenleri yaparsak gelecek bize daha güzel şeyler sunabilir.

***
Rusya'nın bu aşamadan sonraki adımı bellidir: Uluslararası şartların uygun düştüğü ilk fırsatta “düzmece bir referandum yaptırarak” bu cumhuriyetleri Rusya Federasyonu sınırlarına dahil etmek; ki bu öngörümüz gerçekleştiği takdirde bu iki ülke için yapılacak artık hiç bir şey kalmayacaktır.

RUSYA NASIL DURDURULABİLİR?
Rusya bu aşamada durdurulursa; yani Abhazya ve G. Osetya'nın bağımsız devlet statülerini korumaları sağlanıp, Rusya Federasyonu'na katılmaları önlenebilirse "ilhak projesi" Rusya açısından başarısızlıkla sonuçlanmış olacaktır.
Bunun yegane yolu ise, yukarıda da belirttiğimiz gibi Abhazya ve G. Osetya'nın bağımsız statülerinin uluslararası arenada da tanınması ve garanti altına alınmasını sağlayabilmektir.
Sebeplere sarılarak yapmamız ve muhataplarımıza anlatmamız gereken diğer bazı hususlar da şunlardır:

- Rusya'dan başka kimseye hizmet etmeyen, Gürcistan için de anlamını yitirmiş olan ambargonun kaldırılarak, Abhazların ve Osetlerin doğrudan Türkiye ve batı ülkelerine seyahat edip ilişki kurabilmeleri ve bu ülkelerden de Abhazya ve Güney Osetya'ya direkt gidilip gelinebilmesi sağlamak.

- Gürcistan başta olmak üzere, ABD ve batı ülkelerine, bu aşamada Abhazya ve G. Osetya'nın Rusya ile bütünleşme sürecinin önüne geçilebilmesinin tek yolunun bu ülkelerin tanınması olduğunu anlatmaktır. Dostlarının Gürcistan'a, sahilden Rusya'yla doğrudan doğruya komşu olmaktan ancak böyle kurtulabileceğini anlatmalarını sağlamalıyız.
Bu iki küçük ülkenin bağımsızlığının tanınması Rusya'nın yürüttüğü senaryoya da uygun düştüğü için, Rusya'yla çatışmayı göze alamayan Batı'ya, bu ülkeleri tanımak suretiyle Rusya'nın kozlarını kolayca elinden alabileceğini anlatmak.
- Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımış olan Rusya'ya, "bu ülkenin bir de Kuzeyi olduğu" hatırlatılarak, Kuzey - Güney Osetyaların birleştirilip, tek bağımsız ülke haline getirilmesinin talep edilmesi suretiyle Rusya'yı yine kendi argümanlarını kullanmak suretiyle köşeye sıkıştırmak.
 
- Batı ve Türkiye menşeli sivil toplum kuruluşlarının Abhazya’daki faaliyetlerini artırarak Abhaz halkının Rusya’yla baş başa bırakıldığı imajını silmek.
...

MİSAK-I MİLLİ
Ve bir diğer husus, bu ülkelerin bağımsızlık statüleri Rusya’ya karşı korunabilirse, Rusya Federasyonu içinde  -başta Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri olmak üzere- benzer statüdeki bölge ve cumhuriyetler için de iyi bir emsal teşkil ederek, milli uyanışları destekleyecektir.
Anavatanda yaşayan bir dostumuzun yaklaşımıyla ifadelendirirsek, "Kafkasya misak-ı millisinin birinci maddesi 'Abhazya'nın bağımsızlığından taviz verilemez' dir.”
Bu bilinçle çalışalım.
ekarayel@superonline.com

Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
Aytaç KARA - ARTVİN
14 / 10
işte rusların istediği oldu ve siz abhazlara ve osetlere bağimsizliği verdiler hemde sizleri köleye benzeterek. bizim gürcü vatandaşları çök arayacaksınız bu kafayla..nasilki biz müslüman gürcüleri anayurdumuzdan eden hiristiyan gürcüler şimdi ise ruslarin ezimetine uğradilar.siz abhazlar ve osetler sizin sonunuzda bize benzer unutmayın..allahtan hayırlısı.DUTLU KÖYÜ (SVİREVAN).AYTO...