Arama

'Ya Çerkesler ve Lazlar da İsterse?'
 
Erol Karayel
 
Başlangıçta “Kürt açılımı” denildi.
Sonra “Kürtlere özel” çağrışımı yaptığı gerekçesiyle “demokratik açılıma” çevrildi.
 “Barış ve kardeşlik projesi” diyenler de var.
 
Peki, böyle bir açılıma neden ihtiyaç duyuldu?
Birinci sebep, Doğu ve Güneydoğuda 30 yıldır süren ve sonuç alınamayan savaş halinin açtığı yaraların artık kangrenleşmesidir...
İçimizde, bu pis savaştan zarar görmüş en az birkaç kişi tanımayanımız var mıdır acaba?
Şimdi ise, devletin bütünü değilse bile “hükümet eden” kesimi ve halkın büyük bir bölümü, bu problemin bir an önce halledilip, ülke gündeminden çıkarılmasını istiyor.
Bir diğer sebep ise malum olduğu üzere AB’nin de Türkiye’den bu tür beklentileri olması.
Sürecin koordinasyonuyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay görevli.
Atalay, bir ay boyunca toplumun değişik kesimlerinin temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdikten sonra bir basın toplantısı yaptı.
Atalay açıklamalarında herkesin merak ettiği soruların cevabını vermedi ve sadece bütün kesimlerden görüş topladıklarını söyledi. Terör sona erecek, ülkeye huzur gelecek, analar ağlamayacak, refah, demokrasi… v.s gibi artık cılkı çıkan kavram ve ifadeleri geçersek, Atalay’ın sarf ettiği tek önemli cümle şuydu bence:
 
 -“Kürtçe eğitim gündemimizde yok.”
 
Atalay’a bu cümleyi “sistemden beslenenlerin” üzerinde kurduğu baskının söyletmiş olduğunu düşünüyoruz. Çünkü açılacak pakette eğer anadilde eğitim diye bir başlık yoksa zaten başka hiç bir şey yok demektir.
Paket muhteviyatı henüz meçhul ama eğer Bakan’ın bu sözleri “açılım projesinin sınırlarını belirleyen kırmızı çizgilere işaret ediyor ise”, süreci idare edenler problemlerin kaynağının bu yasakçı zihniyet olduğunu hala anlamamışlar demektir.
Halbuki, terörden… yetersiz demokrasi eleştirilerine kadar pek çok sorunun anası bu asimilasyoncu ve inkarcı zihniyettir.
Açılımların fos çıkmaması için, öncelikle devletin yönetim kademelerinde görev alanların, “bütün lisanların yaşama ve gelişme hakkı olduğunu” içlerine sindirecek bir “zihniyet devrimi” yaşamaları gerekiyor. 
Kürt meselesinin de, Alevi probleminin de, ruhban okulu sorununun da, okullardaki kılık kıyafet probleminin de çözülüp, bölünme korkusunun giderilmesi ancak böyle köklü bir zihniyet inkılabıyla mümkün olabilir.
Süreci başlatanlar iyi niyetleri kadar cesur da olmalıdırlar. Devletin içine çöreklenmiş İttihat ve Terakki zihniyetinden gelen Türkçü uzantıların gürültüsüne pabuç bırakırlarsa, dağ fare doğurur ve dünle yarınımız arasında hiçbir fark olmaz.
Paket hazırlanırken anadilde eğitim meselesinin pas geçilmesi açılım girişimlerini değersizleştirecek ve kadük bırakacaktır.
 …
“Peki ya Çerkesler, Lazlar ve diğerleri de İsterse ne olacak?”
Elbette isteyecekler ve haklarını kullanacaklar.
Bundan doğal ne var?
Çünkü evrensel değerler çerçevesinde anadilini öğrenmek, öğretmek ve geliştirmek, hem bireysel, hem toplumsal bir haktır.
Ve yine bizim inancımıza göre bütün diller “Allah’ın ayetlerindendir” ve herkesin anadili kutsaldır.
Böyle bir hakka karşı çıkanlar ise ırkçılar ve çatışmadan menfaatlenen şer odaklarıdır.
İki kesime de fırsat verilmemelidir.

Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
ali - bursa
19 / 09
demokratik açılım sadece bir etnik gruba olursa işte o zaman tehlikeli olur ayrılıyorlarmış gibi bir izlenim verebilir ama diğer etnik grublarada tv gazete radyo kendi dilinde eğitim verilirse bence bu ayrılma olmaz ve türkiye için olumlu olur die düşünüyorum ya zaten kim nasıl ayrılacak herkez içi içe geçmiş bir durumda ayrıca çerkesçe nin bunun içine bütün kafkas dillerini ve lehçelerini alıyorum yok olmak üzere ben dillerin devlete zarar vericeğini düşünmüyorum tabi resmi dil türkçe olmak üzere diğer dilleri korumaya alma gibi bakılabilir bunu da anadil de eğitim radyo gazete tv gibi seçeneklerle desteklenirse güzel olur...........
coşkun kocas - ist
16 / 09
Şunu söylemek isterimki cumhuriyetin kuruluş sürecinde biz bir millet olarak müslümanız burasıda bir islam devleti - anadolu islam devleti - denilseydi sorun olmayacaktı ... ama bunuda ingilizler kabul etmiyecekti ...yani bize yaralı bereli sorunlu bir cografyayı avrupalılar hediye etti kurtuluş savaşı verdik yedi düveli kovaladık filan hepsi masal ...bu projeyi uygularız diyenlerin sıfatıda kahraman oldu biz bu kahramanların - hepsi sahte deha mehas bi sürü garip garip laflarda söyluyorlar mezkur eşhas ile ilgili - yıktıklarını temizliyemiyoruz işte ...bu ulus devleti bize hediye edenlerde şimdi diyorki başka bir konsepte geçin ...ortada biz yokuz millet yok türk yok etnik mesele filan bunlarda masal ama en biyük masalda türklük masalı ...bi defa ulus dvlet meselsi kesinlikle bi defa kufur allahın yarattıgı bütün renkleri yoksayma projesidir gavur işi yani...
İskender YILDIZ - Gaziantep
12 / 09
Merhaba. Gaziantep'te eğitim denetmeni (ilköğretim müfettişi) olarak çalışıyorum. İnsanların anadillerinden neden bu kadar korkuyorsunuz? Herkes kendi inancını ve dilini korusun. İşinize gelince "Bu ülke bir hoşgörü ülkesidir ve kültürel bir zenginliği vardır." dersiniz. Farklı inançlar öcü, farklı diller öcü. Hitit yabancı görülür, Urartu yabancı görülür...Nerede kaldı zenginlik ?! Sorun din, dil, köken değildir; demokrasiyi ve hoşgörüyü benimseyenlerin bir rahatsızlığı yok. TÜRKİYE'DE KONUŞULAN DİLLER FAKÜLTESİ veya ENSTİTÜSÜ yıllar önce kurulmalıydı. Birileri istiyor diye değil, "Halkım değerlidir." mantığıyla bunlar yapılmalıydı. Binlerce insan öldü bu ülkede. Yazık değil miydi onlara. Türkçe konusunda bir endişeyi yersiz buluyorum. Türkçe bu ülkenin birleştirici gücüdür. İngilizce konusunda bir not: İlköğretim dördüncü sınıftan itibaren okutuluyor. Kaçınız gündelik yaşamı idare edebilecek kadar öğrendiniz? Kahramanmaraş Göksun Keklikoluk Köyü, Sivas İ;mranlı Doğançal Köyü, eğitim ve çevre dostları başta olmak üzere, bekleyenlere selamlar. Not: Keklikoluk köy sitemizde dil, köken ve inanç üzerine güzel bölümler var.