Arama

Oligarşi, Demokrasi ve Çerkesler
 
 
Erol Karayel
 
İdeolojik dayatmalar dönemi geçtiğimiz yüzyılda kaldı. Bu çizgideki devlet örgütlenmelerinin çoğu 2000’li yılları göremeden dağıldı veya dönüştü. Direnenlerin ise bu tavırlarını daha uzun bir süre devam ettiremeyecekleri ortada.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda insan hak ve özgürlükleri artık daha ön planda. Takıntılarından kurtulmuş, kin ve nefret duygularından arınmış sağduyulu insanlar, bütün toplum kesimlerini mutlu edecek bir yönetim modeli arayışını sürdürüyor. Bugün gelinen noktada, vatandaşların devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimi olarak “demokrasi”, üzerinde aşağı yukarı en geniş mutabakatın sağlandığı bir sistem durumunda.
Ancak, en dikta rejimlerden, en light sistemlere kadar birbirine taban tabana zıt yönetim biçimlerinin neredeyse hepsinin kendilerini “demokratik” olarak nitelendirmelerine bakarak, her şey gibi “demokrasi” ve “demokratlığın” da istismar edilen kavramlar arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla, demokrasi tanım ve uygulamalarına bakarak sahte demokrasi ve sahte demokratları gerçeğinden ayırmak durumundayız. Kimse “Doğu Almanya” tarzı totaliter demokrasilere veya Vural Savaş icadı “militan demokrasilere” içinde "demokrasi" lafzı geçiyor diye saygı gösterilmesini beklememeli.   
Bizim açımızdan desteklenebilir bir demokrasi anlayışının, gerek fertler, gerek topluluklar arasında hiçbir önyargıya prim vermeden adaleti tesis ediyor veya en azından samimi olarak bunu öngörüyor olması lazım.  
Kişisel iktidarların veya belirli ideolojik kalıpların korunması için, korku ve evhamlarından hareket ederek hak ve özgürlükleri sınırlandıran yönetimler, kendilerini ne olarak nitelendirirse nitelendirsinler gerçek adları otokrasidir.
***
Bir de cumhuriyet kavramı var üzerinde durulması gereken. Demokrasi sistemin; cumhuriyet ise o sistemi uygulayan rejimin adıdır. Cumhuriyet kısaca “yöneticilerin halk (cumhur) tarafından belirlendiği yönetim biçimi” olarak tanımlanıyor.  Ama her cumhuriyet demokratik cumhuriyet olmuyor. Bunun da versiyonları var: Monarşik cumhuriyet, oligarşik cumhuriyet, teokratik cumhuriyet, demokratik cumhuriyet… gibi.
***
Bir ülkenin “demokratik cumhuriyet” olarak nitelendirilebilmesi için, o ülke halklarının, özgür iradeleri ile yönetim ve denetim süreçlerine doğrudan katılabilmeleri;
Bunun için sivil toplum örgütlenmelerini özgürce gerçekleştirebilmeleri,
Devletin, bütün kimliklerin, bütün inançların ve bütün kültürlerin kendilerini ifade edebileceği ve bir arada yaşayabileceği vasatı sağlayacak şekilde yapılanmış olması gerekir.
***
Türkiye’deki rejim her ne kadar kendisini demokratik olarak vasıflandırıyorsa da, T.C., asker ve bürokratların kontrolünde oligarşik bir cumhuriyettir. Kurucuları, ideolojilerini  -bizce bir büyük planın parçası olarak- Türkçülük ve din karşıtlığı hamurundan yoğurmuşlardır. Hedefleri bütün etnisiteleri dejenere bir Türklük potasında eritmek, dinden arınmış, soysuz bir toplum oluşturmaktır. Hukuk sistemi, sınıfsal yapılar, sosyal, siyasal ve ekonomik politikalar hep bu doğrultuda dizayn edilmiştir.
Bu sistemde halkın seçtiği yöneticilere kurulu düzene ayak uydurmaktan başka bir seçenek bırakılmamakta, hükümet olanlara gerçek manada iktidar olma fırsatı verilmemektedir.
Bugün Türkiye’de sürmekte olan mücadele işte bu oligarşik cumhuriyetten, demokratik cumhuriyete geçiş mücadelesidir.
Hükümetin demokratik açılım projesini de bu çerçevede anlıyoruz.
***
Bu aşamada bütün toplum kesimleri gibi çerkesler için de iki seçenek var:
Ya oligarşinin kendilerini de inkar eden mevcut düzenini savunup kimlik ve kişiliklerinden vazgeçecekler;
Ya da kendileriyle birlikte toplumun bütün kesimlerinin taleplerine değer verecek bir demokratik cumhuriyetin kuruluşuna destek olacaklar.
Geçtiğimiz günlerde oluşturulan ve kamu huzuruna çıkmak için son çalışmalarını yapan Demokrasi İçin çerkes Girişimi inisiyatifinin ve  örgütlü-örgütsüz çerkes toplumunun kahir ekseriyetinin kimlik ve kişiliklerine sahip çıkarak ikinci seçenekten yana tavır alacaklarına inanıyoruz.
çünkü “candan önce onur geliyorsa” böyle olmak zorunda.

Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
adige istanbul - istanbul
09 / 12
tamam hepimiz müslümanız bazı şeyleri doğru söylüyorsun, çerkes dilini örfünü korumak islama aykırımı kendi dilimi öğrenmek istemem ve çocuklarımın çerkesçe bilmesini istemek islama aykırımı demokrasi sapıklıkmış işinize ne gelirse öyle boru öttürüyorsunuz o zaman isviçreye niye kızıyorsununz minareleri yasakladı diye sizin istediğiniz sizin istediğiniz gibi yaşıyacak kominis çin gibi tek tib elbise giyer gibi islamı kullanarak insanları baskı altına ve kendi kültürünüzü benimsemesi için kullanmak işinize ne gelirse ordan çalıyorsunuz
mansur - aydın
08 / 12
“Benden sonra şiddetli ihtilaflar göreceksiniz. Size, benim ve benden sonraki raşid halifelerin sünnetine azı dişlerinizle sarılmanızı tavsiye ederim. Sonradan çıkarılan şeylere karşı da son derece dikkatli olun. Çünkü her bid’at sapıklıktır.” İbn Mace Sahihu Sünen..sonradan çıkarılan en büyük sapıklıklardan biri demokrasidir..insanları neye niçin neden davet ettiğimizin ölçüsü Kur'an ve Sünnet içinde olmak durumundadır..Bugün Müslümanların asıl sorunu İslamı yaşayamamalarıdır..Bu sorun çözülürse bütün itilaflarda kendiliğinden çözülecektir..Bu sorunu çözmek için tevsiye edilen yol “Size ashabımı, sonra onların peşinden gelecekle- ri, sonra da onların peşinden gelecekleri tavsiye ediyorum. Daha sonra (gelenler arasında) yalan öylesine yayılacak ki; kişi, kendisinden yemin talep edilmediği halde yemin edecek ve şahidliği istenmediği halde şehadette bulunacak. Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan sakının. Zira şeytan, tek kalanla birlikte olur. İki kişiden uzak durur. Kim cennetin ortasını dilerse, cemaatten ayrılmasın.” demokrasi Müslümanların hak aramaları için gidebilecekleri ve tavsiye alabilecekleri bir yol kesinlikle değildir..Şeytan insanları kürt-türk-çerkes-laz-arap-acem vs..kendi sorunlarıyla meşgul edip Allah'ı anmaktan uzak tutmaya çalışarak görevini yapıyor..Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki attığımız her adıma dikkat etmeliyiz..zillet içindeki Müslümanların içinde bulundukları durumdan kurtaracak yegane yol Allah'ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir..