Arama

Soçi’den Sonra…

Erol Karayel

erolkarayel26@gmail.com


Soçi Kış Olimpiyatları başladı.

Ortaya koyduğumuz muhalefet olimpiyatların iptalini sağlayamadı.

Bu sonucu öngörüyor muyduk?

Elbette öngörüyorduk; hatta sadece bu sonucu öngörüyorduk.

Peki öyleyse neyin mücadelesini verdik?

Biz, atalarımıza, hakka ve adalete olan saygı veinancımızın, zulme ve zalime karşı olmanın getirdiği sorumluluğun mücadelesini verdik ve bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.

Bu süreçte verdiğimiz emek zayi olmadı. Olimpiyatların Soçi’de yapılacağının ilan edilmesinden bugüne kadar yapılan eylemler ve bunların medyada haberleştirilmesi sonucudur ki bugün daha çok insan halklarımıza yapılan soykırım ve sürgünden haberdar, daha çok insan mağduriyetimizin farkında.

Ve bu davamız için önemli bir kazanım.

***

İkincisi, ciddi bir asimilasyon tehdidi altındayız. Çerkeslerin, karakterleri icabı hep merkezi gücün yanında yer almaları ve merkezin milli değerlerini kendi milli değerleri kılma temayülleri ulusal reflekslerini köreltmiş, onları yarı asimile bir toplum haline getirmiştir. Kendini derneklere atmış küçük bir kesimin dışında bu kimlik aşınmasını dert eden pek kimse de yok maalesef.  Ancak, son yıllarda ortaya çıkan Soçi protestoları ve miting gibi eylemlilikler, asimilasyonun etkisiyle narkozlanmış kesimden küçük bir kısmının uyanıp kendini sorgulaması sonucunu doğurdu. Pek çoğu milli bir meselesinin olduğunu bu vesileyle hatırladı.

Soçi protestolarının bu manada da pozitif bir etkisi olmuştur.

***

Öte yandan Rusya bu muhalefetten ciddi şekilde rahatsız olmuş ve diaspora üzerindeki dikkatini yoğunlaştırmıştır. Rusya’nın rahatsızlığının sebebi bizim bu süreçte ortaya koyduğumuz performans değil; ileride kendisine ciddi rahatsızlık verme potansiyelimizin ortaya çıkmasıdır.

Rusya bu süreçte, şimdiye kadar görmezden geldiği;

Rodinalar, UÇD’ler, etki ajanları vasıtasıyla narkozladığı diasporanın uyanarak “Çerkes meselesini” uluslararası kamuoyuna mal etmesinin başına ne işler açabileceğinin farkına vardı.

Hiç şüphe edilmesin ki buna karşı kendince tedbirler geliştirecektir. Öncelikle de her zamanki taktiğiyle aramızdaki işbirlikçileri başımıza musallat edecektir. Bu işbirlikçiler geliştirdikleri bir takım tezlerle muhalefetimizi zayıflatmaya, söylemlerimizi törpüleyerek etkisizleştirmeye çalışacaklardır. Öncelikle de soykırım ve sürgün söylemlerimizin içini boşaltmaya girişeceklerdir. İçimizde bu işbirliğine teşne epeyce insan var çünkü. Bunlara özellikle dikkat etmemiz gerekecek. (Hatta şimdiden icrayı faaliyetlerine başladılar bile. Buldukları bir takım tekil örnekler ve bir takım subjektif verilerden hareketle “soykırım ve sürgünün olmadığı” ya da “kısmi olduğu” yorumları yaparak kafaları bulandırmaya çalışıyorlar. Bunlara hiç fırsat vermemek gerekir.)

***

Bu işbirlikçilerin etkisinde kalıp “Soykırım ve sürgün tarihte kalmış bir konu, ne diye kurcalayıp duruyorsunuz?” diyen ve diyecek olanlara ise cevabımızı peşinen verelim:

Hayır efendim, soykırım ve sürgün tarihsel değil, aktüel bir konudur; çünkü olumsuz sonuçları bütün canlılığı ile etkisini devam ettiriyor.

Bu tablonun hazırlayıcısından verdiği tüm mağduriyetleri gidermesini istemek hakkımızdır.

Rusya 50 milyar doları olimpiyat tesisleri yapmaya harcamak yerine,  günahlarından arınmaya niyet edip, sürgündeki Çerkesleri tekrar anavatanında toplamak için harcamalıydı.

Mücadelemiz bunu sağlayıncaya kadar devam edecek.


Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.