Arama

Rusya, Abhazya üzerinde kontrolü güçlendiriyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Soçi’de sözde Abhazya Cumhuriyeti lideri Raul Hajimba ile “müttefiklik ve stratejik ortaklık” anlaşmasına imza attı. Vladimir Putin bu anlaşmanın Abhazya’nın varlığını kayıtsız-şartsız güven altına almaya hizmet ettiğini söylerken, Hajimba Rusya’nın yardımının Abhazya için gerçekten yararlı olacağına eminliğini ifade etti.

Gürcistan’ın tepkisini çeken, Abhazya’nın kendi içerisinde bile tartışmalara neden olan anlaşma 2008’de Rusya-Gürcistan savaşının ve Moskova’nın Abhazya’yı “tanımasının” ardından imzalanan belgenin yerine geçecek. 10 yıllık süresi bulunan ve son altı ayında taraflardan birisi feshetmezse, 5 yıl daha otomatik uzatılacak anlaşmaya göre, Abhazya yakın 3 sene içerisinde sosyal-ekonomik kalkınma programı çerçevesinde her yıl Rusya’dan 3 milyar ruble alacak. Anlaşmanın hayata geçirilmesi için ise Rusya Abhazya’ya 2015 senesinde ekstra 5 milyar ruble verecek. Bunun yanı sıra, taraflar “dış müdahaleye” karşı “ortak” askeri güç oluşturacak, Gürcistan sınırına askeri birlikler yerleştirilecek, yasal mevzuatların uyumu yönünde adımlar atacak, daha doğrusu, Abhazya “yasaları” Avrasya Ekonomi İttifakı’nın normlarına göre reforma tabi tutulacak, Abhazların Rusya vatandaşlığına geçişi kolaylaşacak. Öte yandan, Kremlin bu anlaşmayla Ermenistan’ı da “dikkate” almış – Abhazya üzerinden demiryolu hattının yeniden faaliyete geçirilmesi öngörülüyor.

“Kabuk” değişmiş, içerik aynı

Rusya, ilk anlaşma taslağını Abhazya’ya ekim ayında sunmuştu. Daha doğrusu, Abhazya bunu ekim ayında açıklamıştı.  Ancak bu taslak Sohum’da ciddi tepkilere yol açmış, protesto gösterilerine neden olmuştu. Gerekçe ise Kremlin’in önerdiği taslakta yer alan ifadelerdi. Zira bu ifadeler Abhazya’nın de-facto Rusya’ya bağlanmasını ihtiva ediyordu. Daha doğrusu, “de facto” mevcut olan bu durumun resmi kağıda dökülmesini. En azından kağıt üzerinde “bağımsız” görünmeye çalışan Abhazya yönetimi kasımın ortalarında Moskova’ya kendi taslağını gönderdi. Bu taslakta Rusya’nın önerdiği “entegrasyon” ifadesi “stratejik ortaklık”la, “uyumlu dış politika” ifadesi “koordine edilen dış politika” ile, “tek ekonomik alan” ifadesi “ortak ekonomik alan” ile değiştirildi. Ancak gerek anlaşma metni, gerekse de belgenin hazırlık aşamasında yer alan kişilerin adlarının açıklanmaması kaydıyla verdiği bilgiler bu değişikliklerin kozmetik olduğunu gösteriyor.

Zira anlaşmada yer alan önemli konularda – askeri-siyasi alanla, sınırların kaldırılmasıyla ve mevzuat entegrasyonuyla ilgili maddelerle ilgili hiçbir değişiklik yok. Güya Abhaz tarafının tepkisini çeken bütün konular - ortak (aslında Rusya’nın kontrolünde) askeri güç oluşturulması,  Abhazya “yasalarının” Rusya mevzuatına uyumlu hale getirilmesi, Abhazların Rusya vatandaşlığına geçişinin kolaylaştırılması gibi maddeler anlaşmada hafif şekil değiştirerek, ama anlam itibarile olduğu gibi duruyor.

Rus Kommersant gazetesi tam da bu konuyla ilgili ilginç detaylara yer vermiş. Gazetenin deneyimli muhabiri Andrey Kolesnikov Abhaz heyetindeki kaynaklara dayandırdığı haberinde anlaşma metninin daha önce – Aleksandr Ankvab’ın “cumhurbaşkanı” olduğu zaman Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladislav Surkov tarafından sunulduğunu bildiriyor. İddiaya göre, o zaman Abhazlar bu metne kesinlikle karşı çıktı, çünkü söz konusu anlaşma Rusya ile Abhazya arasındaki “sınır” kavramının tamamen kaldırılmasını öngörüyordu. Yani Abhazlar kendilerini “bağımsız” zannederken Rusya, Abhazya’yı aslında kendi sınırlarına katmayı öneriyordu. Öte yandan, söz konusu metinde Rusya İçişleri Bakanlığının nezdinde, başkanı Rusya tarafından atanacak bir kontrol kurumunun oluşturulması öngörülüyordu. Kommersant’a konuşan Abhaz görüşmecilere göre, kısa süre önce Abhazya’da yapılan “seçimler” zamanı Kremlin “cumhurbaşkanı” adaylarının hepsine bu anlaşmayı imzalamaları için öneride bulundu ve Raul Hajimba öneriyi kabul ettiği için “seçildi”.  Hajimba “cumhurbaşkanı” olur-olmaz bu anlaşmayı gündeme getirdi ve nihayet dün de imzaladı. Ve Kommersant’ın da dikkat çektiği gibi, dün imzalanan anlaşma aslında bir süre önce önerilen anlaşmadan içerik itibari ile farklı değil. Zira nihai metinde Rusya-Abhazya sınırı yine “şeffaf” diye nitelendiriliyor, ortak askeri güç oluşturulması konusu halen geçerli. Tek fark İçişleri Bakanlığının  yeni organının kontrol değil, enformasyon-koordinasyon niteliği taşıyacak olması…

Tek ciddi değişiklik vatandaşlıkla ilgili

Rus basını, Kremlin’in Abhazya’nın önerdiği değişikliklere hiçbir itiraz etmediğini yazıyor. Nedeni çok açık – anlaşmanın sadece “kabuğu” değişmiş, içerik aynı. Tek ciddi değişiklik vatandaşlık konusuyla ilgili – Rusya tarafı karşılıklı olarak vatandaşlık elde etme prosedürlerinin kolaylaştırılmasını öneriyordu, nihai metinde ise Abhazların önerisi kabul edildi: “Yalnız Rusya Federasyonu Abhazya sakinlerinin RF vatandaşlığı elde etmesi prosedürlerinin kolaylaştırılması yönünde ek tedbirler alabilir”.

Yabancıya gayrimenkul satmama gibi bir kuralı bulunan Abhazya’da milliyetçiler, vatandaşlık prosedürlerinin çift taraflı olarak kolaylaştırılması durumunda Rusların bu bölgeye akın edeceğini ve etnik dengenin bozulacağını bildiriyorlardı. Kremlin, bu konuda Abhaz milliyetçilerine taviz verdi. Çünkü Moskova için bu anlaşmanın hangi şekilde imzalanmasından daha ziyade imzalanması önemliydi. Hajimba için ise Putin’in 2015’te vaat ettiği 5 milyar ruble…

Hajimba, bu paralarla Abhazya’yı ayağa kaldıracaklarını bildiriyor. Muhalif ve milliyetçi Abhazlar ise halen anlaşmanın Rusya’nın Abhazya üzerindeki patronajlığının tescili anlamına geldiğini bildiriyor. Gerçi “Muhalif ve milliyetçi Abhazlar” demek ne kadar doğru o da tartışılır. Zira eski KGB’ci Raul Hajimba da “başkanlıktan” muhalefete geçtiği zaman “milliyetçiydi”. Dönemin “Cumhurbaşkanı” Ankvab ise “Rusya yanlısı” olarak görülüyordu. Ancak şimdi roller değişince bu durum da değişmiş görünüyor – Ankvab taraftarlarının oluşturduğu “Amtsahara” Partisi anlaşmaya karşı çıkıyor, hatta protesto gösterileri düzenliyor, Hajimba ise Abhazya üzerinde Rusya’nın patronajlığını tescilleyen anlaşmaya imza atıyor. Dolayısıyla “bağımsızlık ve milliyetçilik iktidara kadar” durumu söz konusu. Yani eski “Başbakan” Sergey Şamba’nın dediği gibi, “Abhaz toplumu böyle, önce heyecanlar olur, kararlar hemen herkes tarafından desteklenmez, ama sonra geçer”…

Rusya Abhazya’yı kendi bölgesi olarak görüyor”

Gerçi bazı Rus uzmanlar da bu durumun geçici olmayacağı konusunda uyarıda bulunuyor. Mesela, Kafkasya Bölgesel Güvenlik Enstitüsü Başkanı Aleksandr Rusetskiy Abhaz toplumunun anlaşmaya tepkisini dikkatle takip etmek gerektiğini söylüyor. Rusetskiy’e göre, anlaşmanın hazırlanması sürecinde bağımsızlık taraftarları ile Rusya’ya maksimum yakınlaşma taraftarları arasında yaşanan gerilim çok korkutucu bir semptom ve öngörülemez sonuçlar doğurabilir. Nezavisimaya Gazeta’ya konuşan Abhazya “Kamu Odası” üyesi Arda İnal-İpa ise anlaşmada yapılan değişikliklerin hiçbir anlam ifade etmediğini söylüyor. İnal-İpa’ya göre, bölgede Rusya için tehdidi artıran jeopolitik değişiklik olmadığı bir ortamda Kremlin’in bu anlaşma için acele etmesi ciddi sorular doğuruyor. Öte yandan, Abhaz uzman  anlaşmanın ana fikrinin ne olduğu konusunda da belirsizlik söz konusu olduğunu bildiriyor: “Rusya’nın önerdiği taslak, bu belgeyi hazırlayanları Abhazya’nın bağımsız devlet olarak varlığının ilgilendirmediği ve onların Abhazya’yı Rusya’nın bir bölgesi olarak gördüğü kanaatini doğuruyor. Bu gerçekten böyleyse, o zaman anlaşmanın her hangi maddesine yapılan değişikliğin de hiçbir anlamı yok”.

Arda İnal-İpa, bu sözleriyle Abhazya’nın “bağımsızlığını” savunuyor, ama hem de tepkisiyle Moskova’nın bakış açısını doğru şekilde ifade ediyor: “Bu anlaşmayı hazırlayanlar Abhazya’yı Rusya’nın bir bölgesi olarak görüyor”…

“Bu anlaşma Abhazya’nın ilhakı yönünde bir adım”

Abhazya’nın Gürcistan toprağı olduğunu hatırlatan Tiflis ise Rusya’nın bu anlaşmayla Abhazya’nın ilhakı yönünde yeni bir adım attığını savunuyor. Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili, anlaşmanın Güney Kafkasya’da istikrarı tehlikeye attığını ve Rusya ile Gürcistan arasındaki görüşmeleri çıkmaza soktuğunu söyledi.  Bu anlaşmanın Gürcistan’ın bir parçası olan Abhazya’yı Rusya’nın bir parçasına çevirmeye hizmet ettiğini vurgulayan Margvelaşvili, Moskova’nın eski Sovyet mekanının tamamında bu politikayı uyguladığını belirti.

Gürcistan Dışişleri Bakanı Tamar Beruçaşvişi ise konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyinin toplanmasını talep etti.  BMGK’ya talep yazısı gönderdiklerini kaydeden Bakan, Rusya ile işgal ettiği Abhazya arasındaki anlaşmayı Abhazya’nın de-facto ilhakı yönünde bir adım olarak değerlendirdi. Uluslararası toplumu Rusya’nın bu adımını kınamaya çağıran Beruçaşvili, Moskova’nın bu anlaşmayla 12 Ağustos 2008’de imzalanan ateşkes anlaşmasının şartlarını ihlal ettiğini bildirdi: “Bu anlaşmanın imzalanması işgal edilmiş bölgelerin ve tüm Avrupa’nın güvenliği konusunu olumsuz etkileyecek”.


Muhalif Birleşik Ulusal Harekat da Güvenlik Konseyi toplantısının çağrılmasını istedi. Eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin eski partisi, Gürcistan’ın Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmasını ve Rusya ile Gürcistan arasında devlet başkanlarının özel temsilcileri düzeyinde yapılan görüşmelerin de durdurulmasını talep etti.

Soçi’de imzalanan anlaşmaya Batı’dan da tepkiler geliyor. ABD ve AB bu anlaşmanın meşru olmadığını, Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcistan’ın ayrılmaz parçası olduğunu açıkladı. NATO’dan da anlaşmaya benzer tepki geldi. NATO Genel Sekreteri, bu anlaşmayı tanımadıklarını, Rusya’yı Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıma kararından vazgeçmeye, kendi askerlerini Gürcistan’dan çekmeye çağırdıklarını söyledi.

“Anlaşma Gürcistan’ın NATO’ya entegrasyon çabalarına verilen cevap…”

Rusya’da yayınlanan Vedomosti gazetesine konuşan üst düzey bir Rus yetkili ise anlaşmanın Moskova ile Abhazya arasındaki bir konu olduğunu bildirdi: ”Elbette, bu Tiflis’i memnun edemez. Ama onların histerisi çok yorgun bir histeri, çünkü Gürcistan’ın kendi içerisinde Abhazya’nın bağımsızlığı ile barışmış”. Rus yetkili,  bu anlaşmanın Gürcistan’ın NATO’ya entegrasyon yönündeki çabalarına tepki olduğunu söyledi: “Biz kendi güvenliğimizi güçlendiriyoruz. Rusya ne yaparsa yapsın, cevap hep yaptırım olacak. Bu nedenle bu konuya ciddi yaklaşmamak ulusal çıkarlarımıza aykırı olurdu”…

(Gönül Şamilkızı - TRT Türk)




Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.