Arama

ABHAZYA'NIN ROTASI
Sovyetler Birliği, 21 Aralık 1991'de yapılan Almaatı görüşmelerinin ardından tarihe gömülürken, ‘birlik cumhuriyeti’ hüviyetindeki 15 ülke bağımsız devlet statüsü kazandılar. Bu devletlerden biri de Gürcistan’dı. Soydaşları Stalin’in hediyesi “Özerk Abhazya Cumhuriyeti”ni de kapsar şekilde bağımsızlığını deklare eden Gürcistan, dünya devletleri tarafından bu sınırlarıyla tanındı.

Eski Sovyetler Birliği sahasındaki bu yeniden yapılanma esnasında, 'birlik cumhuriyeti' statüsünün altındaki idari yapılara kendi geleceklerini belirleme hakkı verilmedi.

***

Tabii, bu hakkın verilmemesi, alttan gelecek taleplerin önünü kesmeye muktedir olamazdı.

Olamadı da.
Örneğin Abhazya...

Bu dönüşüm esnasında Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkileri düzenleyen Sovyet dönemi anayasasının Gürcü yönetimince ilga edilmesi sonucu ortaya çıkan hukuki boşlukları gerekçe gösteren Abhazya, statüsünü yeniden belirlemek isteğini deklare ile Gürcü yönetimini acilen görüşmelerde bulunmaya çağırdı.

Ama aldığı cevap hiç de medenice olmadı. Tiflis yönetimi, 14 Ağustos 1992 tarihinde, tam techizatlı askeri birliklerini Abhazya'ya sürerek cevabını kaba kuvvetle vereceğini ilan etti.

Fakat evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz; nitekim bu sefer de uymadı. Kolay zafer bekleyen işgalciler, yaşanan kanlı çatışmalar sonrası, 30 Eylül 1993 tarihinde, onuru kırık bir şekilde İngur Nehri'nin ötesine atıldılar.

İşte Abhazya bugünlerde, en değerli evlatlarını bedel vererek kazandığı bu şanlı zaferin 12. yıldönümünü kutluyor.

Yüzünün akı, bileğinin hakkıyla...

Kutlu olsun...

Yüz kere, bin kere kutlu olsun...

***

Bu ağır yenilginin ardından zaman geçirmeyen Gürcistan, silah gücüyle ele geçiremediği Abhazya'yı, bu sefer 'uluslararası arenada tanınmış devlet' olmanın getirdiği avantajları kullanarak köşeye sıkıştırma girişimlerine başladı. Gürcistan, dünya devletlerinin baskısıyla Abhazya'nın kendisine döneceği günün hayallerini kurdu on küsur yıldan bu yana. Ama Gürcistan'ın bu girişimleri, Abhazya'yla arasındaki duvarları biraz daha yükseltmek ve Abhazlar'ı Ruslara biraz daha yaklaştırmaktan başka hiç bir işe yaramadı bugüne kadar.

Abhazya'ya, 'Çeçenlere destek sağlıyor' bahanesiyle 1996 yılından bu yana uygulanan ambargo, Gürcülerin BDT'ye girme karşılığında bulundukları talep üzerine konulmuştur. Bu ambargoyla Abhazya'yı dize getireceğini zanneden Gürcistan bu tahmininde yanılmış, sadece Abhazya üzerindeki Rus nüfuzunun artmasına hizmet etmiştir.

***

Rusya, Abhazya'nın içine düştüğü bu sıkıntılı durumu iyi değerlendirdi. Bugün Abhazya'ya uygulanan uluslararası ambargonun Rusya Federasyonu sınırlarında "deliniyor" olması, haliyle, Abhazlar'ı Ruslara müteşekkir hale getirdi. Yani, Rusya, Gürcistan ve Abhazya arasında oynanan tombalada, Rusya, -Gürcistan'ın giriş çıkışa kapattığı Abhazya'ya nefes alacağı bir kapı aralamak suretiyle- oyunda birinci çinkoyu yaptı.

Fakat Rus fırsatçılığı bununla sınırlı kalmadı. Geçtiğimiz yıllarda Abhazya sınırlarında uyguladığı giriş çıkış serbestisini bir adım daha ileri götüren Rusya, Abhazya halkına, isterlerse Rusya Federasyonu vatandaşı olabilme yolunu açmış, bu suretle nüfusun neredeyse tamamını tabiiyetine geçirmiştir.

Öyle ya, kim istemez ülkesine istediği zaman girip, istediği zaman çıkabilmeyi? Hele ki ekonomisi tarumar olmuş bir ülkede yaşıyor iseniz... Kısaca bu pasaport dağıtma hamlesiyle Rusya, oyundaki ikinci çinkoyu da yapan taraf olmuştur.

Teşbihte hata olmasın, okur yazarlığı bile olmadığı halde masaya oyuncu olarak oturan Abhazya ise önündeki kartta ne çıkıp çıkmadığını dahi takip edememekte, sadece Rusya'nın kafasına göre 'şu çıktı, bu çıktı' diyerek gösterdiği bazı kareleri kapatmak suretiyle saf saf talihin en sonunda kendisine güleceği ümidini beslemektedir.

Gürcüstan'ın durumu ise daha bir ümitsiz; önünde duran 91 numaralı kartla, hala tombala yapacağı ümidiyle torbadan taş çekmeye devam ediyor ve son taşı çekmeden de pek uyanacağa benzemiyor doğrusu.

***

Kurtlar sofrasında yaşam mücadelesi veren Abhazya, kendisine yönelik Gürcü hamlelerini savuştururken aldığı yüksek riskleri sonradan elimine edebilecek bir güce sahip değildir. Abhazya'nın, Gürcistan'a karşı elindeki tek koz olan Rusya Federasyonu kartı ile elde ettiği başarıların tamamı görecelidir. Sadece bugünü kurtarmaya yöneliktir. Geleceğini ipotek altına sokması sebebiyle kesinlikle reel bir başarı olarak kabul edilemez.

Abhazya halkının tamamının cebine Rus pasaportu koyması, Güney Rusya Parlamentolar Birliği'ne katılmak, Rusya'yla federatif yapıda bütünleşmeye çalışmak... ve benzer diğer girişim ve niyetler bir cephesiyle Gürcülere karşı bir takım taktik zaferler sunuyor görünse de, aslında tamamı Ruslara verilmiş stratejik tavizlerdir.

Hiç şüphe edilmemelidir ki, Rusya, zamanı gelince aldığı bu tavizleri bir bir kullanacak, kısaca beklenen tombalayı yapacaktır. (Nitekim 11 Mart 2005 tarihinde Rusya Federasyonu'nun alt kanadı Duma'da, "Rusya Federasyonu'na yeni bölgelerin katılımı" ile ilgili Anayasa maddesinde değişikliğe gidilmesi konusunda yapılan görüşmeler, Rusya'nın niyetini açık etmektedir. "Rodina" Bloku'nun inisiyatifi ile ortaya atılan bu öneriye göre, bir bölgenin Rusya Federasyonu'na katılması için herhangi bir uluslararası antlaşmanın imzalanmasına gerek kalmadan bölge halkının böyle bir talepte bulunması yeterli olacaktır(-ki Abhazya yönetimlerince yapılan çağrılar ortada). Rodina partisinin temsilcilerinin yaptığı bu teklif Güney Osetya, Abhazya ve Dinyester Yanı gibi bölgelerin Rusya'ya ilhakının kolaylaştırılması için ortaya atılmıştır. Görüşmeler sonunda, her ne kadar Ruslar, Güney Osetya, Abhazya ve Dinyester Yanı bölgelerinin Rusya Federasyonu içerisinde yer almasını istese de, başka ülkelerin mukabil girişimlerine zemin hazırlayacağı gerekçesiyle taslak parlamentoda reddedilmiştir. Zira Rusya, başta Japonya(Kuril adl.) ve Finlandiya olmak üzere bir çok ülke ile toprak sorunu yaşamaktadır.)

Ayrıca, Abhazyadaki 3 Ekim 2004 seçimlerine Rusya'nın nasıl müdahil olduğu, sınırı kapatarak nasıl tehdit ettiği, seçimi nasıl tekrarlattığı, desteklediği kadroları yönetime nasıl ortak ettiği çok çok iyi düşünülmelidir.

***
Gürcistan penceresinden bakılınca...

Gelinen bu nokta Gürcistan açısından diplomatik hezimetten başka bir şey değildir. Gürcü tarafı ağır bir askeri yenilginin ardından Abhazya'yı şimdi diplomatik olarak da kaybetmiştir. Gürcistan, Abhazya üzerinde biraz daha ısrar ederse, konjonktürün müsait düştüğü ilk fırsatta "Rusya'yla sınır komşusu" olacağını iyi hesap etmelidir artık.

***
Peki mevcut şartlarda Abhazya ne yapabilir?

Abhazya yöneticileri, bir buçuk asır sonra elde ettiği özgür olabilme şansını daha iyi değerlendirmelidir. Menfaatine uygun görüp üzerine atladığı hususların içine gizlenen zokaları iyi hesap etmeli, mutlaka alternatif çözümler üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Ülke halkının tamamını Rusya vatandaşı yapmanın adı çözüm de değil, diplomatik başarı da değildir. Rusya'nın bir gün bunun bedelini tahsil etmeyeceğini düşünmek için oldukça saf olmak gerekir.

Abhazlar, kendini eli kanlı eşkiyadan kurtaran kişinin, bir randevu evi işletmecisi olduğunu bile bile ona müteşekkir olmamalı, onun kanatları altına girmemeli, mekanına kapılanmak için can atmamalıdır. İsterse, bu kötü adamın gasp ettiği arsayı geçiş güzergahı olarak kullanmanın da bir yolunu bulabilir. Bunun için arsa üzerinde bulunan kader kurbanı kardeşleri kendisine yardım edebilir; yeter ki onlarda bu gücün olduğuna inansın, samimi olsun, onları sadece ihtiyacı olduğunda kullanıp atmayacağına dair bir güvence versin. Abhazya, kardeş Kuzey Kafkasya halklarının gücünü sadece Tiflis'in emperyalist saldırılarını bertaraf etmek için kullanmasın; Moskova'ya karşı kullanabilme cesaret ve diplomatik yeteneğini de göstersin.

***

Gerçek şu ki, bugünkü dünya konjonktürü, Abhazya'ya içe sinecek somut bir çözüm önermiyor. Abhazya'nın bugün için yapabileceği tek şey 'de facto' durumunu muhafaza ederek zamana oynamaktır. Bunun tek yolu da daha fazla diplomasi yapmak, 'çözüme odaklanmış' görüşmeleri zamana yayarak kesintisiz bir şekilde sürdürmektir. Abhazya elindeki kartları iyi tanımalı, uygun zamanda uygun kartları 'feda ederek' sorunlarına kısmi de olsa çözümler üretebilmelidir.

Bu politikalar bugünkü şartlarda Abhazya'ya 'tanınmış tam bağımsızlık' gibi bir sonuç getirmez; ama kullanılabilirse Abhaz varlığını teminat altına alacak zemini hazırlayıp, ihtiyaç duyulan zamanı kazandırabilir.

Abhazya bu süreçte, uluslararası statükoya karşı tavır almış legal alternatif yapılanmalarla dirsek temasını artırmalı; dünya sivil toplum örgütlenmeleri ile diyaloglarını yoğunlaştırmalıdır. Bu tür yapılanmalara davasını iyi anlatarak mümkün bütün maddi ve manevi destekleri yanına çekmeye çalışmalıdır.

Bu süreçte hassasiyet gösterilmesi gereken diğer husus iç birliğin muhafazası ile halkın sabrının korunmasıdır. İç birliğin muhafazası, basiretli davranmaları halinde, büyük ölçüde Abhaz yöneticilerin elindedir. Egolarına ve klanlarına hakim olup, provokasyonlara kapılmazlarsa bunu başarabilirler.

Halkın sabrının artırılması ise ancak ekonominin iyi yönetilmesi ve adaletin tesisiyle mümkündür.

...

Abhazya zoru başarmak istiyorsa, akıllı, çalışkan, sabırlı, özgüvenli ve firasetli olmak, sonradan tersine çeviremeyeceği hususlarda risk almamak, kısaca yapabileceklerini ve yapamayacaklarını iyi bilmek zorundadır.

Bu ülkeyi, hiçbir gayret göstermeden, kırmızı mumlu davetiyelerle Kremlin'in eli kanlı yöneticilerine teslim etmeye çalışanları tarih en ağır bir biçimde yargılayacaktır.

Bilinmelidir ki, sadece Gürcü düşmanlığı yapmak kimseyi tarihin vereceği hükümden kurtarmaz.

Tarihin vereceği hükümden ise herkes korkmalıdır.




Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.