Arama

FİKİR İKLİMİMİZ
 
Erol Karayel
 
Birkaç makaledir dönüş hakkındaki düşüncelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Önceki yazımızda, dönüş meselesinde yol kat edebilmemiz için dört adımdan oluşan bir çalışma süreci başlatmamız lazım geldiğinden bahsetmiş, ilk sıraya da “toplumu dönüştürecek bir fikri hareketin geliştirilmesinin gerekliliğini” koymuştuk.
Çünkü amaç yok oluş sürecinin durdurulması ve tersine çevrilebilmesi ise eğer, önce bu konuda ”toplumsal mutabakatla” bir talebin oluşması gerekir; yani toplumun geniş kesimlerinin bu mücadeleyi istemesi...
Böyle bir talep ise “toplumu bu hedefe kilitleyecek bir fikri atmosferin tesis edilmesi” ile ancak mümkündür.
***
 
Tabii, bir fikri icra etmek söylemek kadar kolay değil.
Bu aşamada en büyük problemimiz, bu atmosferi oluşturabilecek vasıftaki insan sayımızın kıtlığı ve mevcutların da de-organize vaziyette olmalarıdır.
Topluma fikri önderlik edebilecek vasıftaki insanlar, kimi geçmişte uğradıkları ihanetlerin getirdiği kırgınlıkla, kimi problemin büyüklüğünün getirdiği ümitsizlik ve yılgınlıkla kenarda durmayı yeğlemektedir. Nispeten cesur ve azimli olan bir kaçının, elverişsiz şartlarda gerçekleştirdikleri bir bütünün parçası olmayan çalışmalar ise sonuç hasıl etmekten uzaktır. Bu iyi niyetli bireysel girişimler de zaten ilgisizliğimizin karanlık dehlizlerinde sessiz bir çığlık olarak kaybolup gitmektedir.
Öyle ya, gökten yere yalnız başına düşen bir kar tanesinin kaderi, toprağın ısısında anında yok olup gitmek iken, üzerine, yanına, sağına, soluna düşen diğer kar taneleri sayesinde varlığını bir müddet daha sürdürmekte değil midir?
Benzer şekilde, serdedilecek çok önemli fikirler de, farklı platformlarda, farklı kimliklerce sahiplenilmez ve paralel çalışmalarla desteklenmezse, örneğimizdeki kar tanesi gibi yok olmaya mahkum olacaktır. 
Entelektüellerimizin fikri dayanışma içinde bulunmalarına; ortaya konulan fikirlere ilgi gösterip, kendi beyin güçlerini de katarak onları zenginleştirmelerine toplumumuzun çok ihtiyacı var.
Sistematize edilmiş bir “toplumsal var oluş iradesinin” ortaya konulmasını onlardan bekliyoruz. Toplumumuz adına gelecekte de var olmanın yol haritasını çıkarabilme kudretinin onlarda olduğuna inanıyoruz.
Entelektüellerimizin, halkımızın var olması için fikir üretmeyi kendi gündemlerine hakim kılmaları, milli fikir dokumuzu inşa etme gayretinde olmaları, bunları dokümante ederek kamuya mal etmeleri en büyük arzumuzdur.
Daha fazla gecikmeden, tarihi bir sorumlulukla harekete geçip, bu halkın kurtuluş reçetesini yazmak zorundalar.
 
***
 
Entelektüel faaliyetlerin halkın yaşamına, yani sosyal boyutu olan alanlara yansımasını temin edecek olan kesim kültür, sanat ve siyaset adamlarıdır, yani aydınlar...
Milli meselelerin değişik formatlara (sanat, edebiyat, konferans, siyaset v.d.) sokularak bütün platformlarda dile getiriliyor olması, bir fikri topluma mal etmenin yegane yoludur. Edebiyatçı Cavit Kavcar'ın "Sosyal değişme ve gelişmelerin doğuşunda, hazırlanmasında edebi eserlerin rolü büyüktür. Çünkü geniş kitlelere ortak bir duyguyu, düşünceyi, görüşü ve bir ülküyü aşılamada, toplumları uyandırıp aydınlatmada en etkili yolların başında şüphesiz ki edebiyat gelir." (Cavit Kavcar, II. Meşrutiyet Devrinde Edebiyat ve Eğitim s.16) sözü ne demek istediğimizi gayet iyi anlatmaktadır.
Aydınlar halkın öncüleridir. Sorumlulukları gereği yola önce revan olup, dikenleri, taşları çiğnemek onlara düşer, ta ki arkadan gelenlerin inanç ve güveni pekişsin, azimleri artsın diye.
 
***
 
Böyle bir çalışma bize ne getirir?
Bu çalışma, önce entelektüellerimiz ile aydınlarımız arasında, sonra da halk arasında fikri birliği;
Ardından fiziki beraberliği ve yok olmaya karşı direniş ruhunu (tabii ki “dönüş” eylemi de buna dahil) getirecektir…
Böyle bir çalışma, Kafkas nesillerinin ve kültürünün geleceğe taşınması için milli bilinci geliştirip, aksiyoner bir yapıya kavuşturmanın yolunu açacaktır.
Bugün toplumumuzu karanlıktan aydınlığa çıkartacak başka bir yol da gözükmemektedir zaten. 
Bilmeliyiz ki, küçük de olsa, inanç birliğine sahip, zihinsel faaliyetleri canlı bir halkı Allah’tan başka hiç bir güç tarih sahnesinden silemez.
Ümitsizliğe düşmeden mücadelemizi sürdürmek durumundayız.
Emek nankör değildir; yeter ki itibar edelim…
ekarayel@superonline.com


Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.