Grozni - Dersim Zulüm Hattı...

Mehmet Dal

 “Ey Zulümle bir kuyu kazan!
Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.”

 Mevlana Celaleddin Rumî

insan şerefiyle bağdaşmayan, insan hak ve hürriyetlerine aykırı her türlü tutum ve davranış zulümdür.
Genelde güçlü olanlar zayıf olana, çokluk olan az olana zulmeder.
Ancak hiçbir sebep zulme meşruiyet kazandırmaz.
Zalimin dini, milliyeti sorulmaz. Zulüm her yerde zulüm, zalim her yerde zalimdir.

Hangi coğrafyadan, hangi kimlikten olurlarsa olsunlar, zalimlerin karakterleri hep aynıdır.

Aşağıda iki ayrı coğrafyadan vereceğimiz iki ayrı örnek, ne demek istediğimizi sanırım daha kolay anlatacaktır.

***

1877'de Ali Bek Hacı (Albek Hacı) Aldamov'un liderliğinde Çeçenistan ve Dağıstan'da isyanlar patlak vermişti. -Bu isyanlarla- Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı boyunduruk altına almak için ara vermeksizin elli yıldır harcadığı gayretler ve fedakarlıklar sıfıra inmişti. Bununla birlikte küçük bir bölgeye yapılan büyük askeri yığınak (ki Çeçenistan'da her Çeçen'e onbeş Rus askeri düşüyordu) sebebiyle, General Svistunov'un komutasında bir yıl süren savaş sonucu isyan bastırıldı.

İsyanın 28 lideri, Ali Bek Hacı (yaşı 23), Uma Zumsoevski (yaşı 70) ve oğlu Dada ve bir muhafız subayı askeri mahkemede yargılandılar.

Mahkeme başkanı general, imparatorluk kanunlarına göre kendilerini suçlu bulup bulmadıklarını sordu.

Arkadaşları adına konuşan Ali Bek Hacı dedi ki, "Biz kendimizi tanrı ve Çeçen halkı önünde suçlu hissediyoruz; çünkü bütün fedakarlıklara rağmen tanrının bize bağışladığı hürriyetimizi tekrar elde edemedik".

Asılarak idamlarına hükmolundu.

İdam öncesi son arzusu sorulan Uma Zumsoevski,

- "Yaşlı bir kurtun, yavrusunun boğazlanmasına tahammülü zordur. Önce beni asın" dedi.

Fakat Çar'ın mahkemesi ihtiyar adama bunu lütfedecek kadar cömertlik göstermedi.”*

9 Mart 1878'de Grozni'de önce oğlu Duda'yı, sonra Uma Zumsoevski'yi zalimce astılar.

***

Seyit Rıza...

Kendisine yapılan zulmün Başbakan tarafından dile getirilmesiyle, son aylarda en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Bir Alevi-Zaza aşiret lideri olan Seyit Rıza, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönemlerinde rejim karşıtı “Dersim İsyanı”nın liderlerinden biri olmakla suçlanıyordu.

1937'deki “Dersim İsyanı”ndaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan'a çağrılmıştı. Bu görüşmeye giderken 5 Eylül 1937'de 72 kişi ile birlikte yolda tutuklandı.

5-13 Eylül 1937'de Elazığ’da askeri mahkemede yargılanarak bölücü terör örgütü kurmak suçundan idam cezasına çarptırıldı.

Yasalara uydurmak için 78 yaşındaki Seyit Rıza’nın yaşı küçültülerek 54’e indirilirken, 17 yaşındaki oğlu Hüseyin’in yaşı 21’e çıkartıldı. 

İdamdan önce  Seyit Rıza’ya son sözü sorulunca,

    - ‘Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz’ der. 

    - “Oğlunu da asacağız” derler.
Daha önce   bir çatışmada  bir oğlunu yitirerek  evlat acısını yaşayan  Seyit,

    -
“O  zaman beni oğlumdan önce asın” der.

   Bu isteği kabul edilmez ve 15 Kasım 1937'de Elazığ'da önce oğlu Resik Hüseyin gözleri önünde asılır, o bir saat asılı kaldıktan sonra da kendisi darağacına çekilir. **

***

Kim ne yaparsa yapsın, tarih hükmünü adaletle veriyor.

Bugün bu zulümleri işleyen figürler lanetle anılırken; zulmün kurbanları, yani mazlumlar halklarının sembolü olarak yeni nesillere yol göstermeye devam ediyor.

***

Bu vesileyle yeni yapılacak anayasanın zalimlere fırsat vermeyecek hükümlerle donatılmasını diliyorum.

__________________________________________________________

* Abdurrahman Avturhanov, Çeçen direnişinin tarihi serüveni (http://www.kafkasevi.com/index.php/article/detail/47)

**Hasan Karagüzel, Dersim katliamı denen şey ve CHP'nin rolü. http://www.medyabar.com/koseyazilari/4221/dersim-katliami-denen-sey-ve-chpnin-rolu.aspx