Tarık Mümtaz’ın ‘İmam Şamil’ Kitabının Hikayesi

MEHMET DAL


Tarık Mümtaz Göztepe Adige’lerin Hağur ailesindendir. 1891 yılında İstanbul'da doğmuş, Kuleli Askeri Lisesini ve Kara Harp Okulu'nu bitirmiş, topçu subayı olarak orduya katıldıktan sonra birbiri ardınca dokuz Harbiye Nazırı'na yaverlik yapmıştır.

Mütareke döneminde Sadrazam olan Damat Ferid Paşa’nın yaveri olması ve bu sırada çıkardığı "Ümid" (1919-1921) dergisindeki yazıları, Kuvayi İnzibatiye güçlerinde görev yapması nedeniyle Kurtuluş Savaşı sonrasında Padişah Vahdeddin ile birlikte Türkiye dışına çıkmak zorunda kalmış ve "Yüzellilikler" listesine konmuştur. “Yüzellilikler”in affından sonra İstanbul'a dönerek basın yayın hayatına devam eden Göztepe, 1977 yılında Ankara’da hayata gözlerini yummuştur.

***

Tarık Mümtaz Göztepe Çerkes kültürüyle ilgili biriydi. Ancak orduda iken bulunduğu görevler itibarıyla bu faaliyetlere pek zaman ayıramamış, Suriye'de sürgünde bulunduğu dönemde Çerkes yurtseverler Emin Semguğ, Ömer Hilmi Tsey, Blenav Batuk Harun, İsa Hağur, Abdurrahman Kat ve diğer aydınlarla birlikte yoğun kültürel çalışmalarda bulunmuştur. Suriyede bulunduğu dönemde 1928-1931 yıllarında Kuneytra’da Adigece-Fransızca-Arapça-Türkçe olarak "Marg" gazetesini çıkartmış, daha sonraki yıllarda da “Dağıstan Arslanı İmam Şamil” isimli kitabını yazmıştır. “İmam Şamil” kitabının ilginç bir macerası olduğunu da yayıncısı olan Kadir Mısıroğlu’nun yazdığı “Benden Tarihe Haberler”  isimli kitaptan öğreniyoruz.

***

Göztepe’yle 1960’lı yıllarda tanıştığını, o tarihlerde basılmış olan “Dağıstan Arslanı İmam Şamil” isimli kitabını bildiğini ve basmak için kendisinden izin aldığını söyleyen Kadir Mısıroğlu, gazetede tefrika edildiği dönemde bazı bölümlerini okuyup beğendiği kitabı yazarına güvenip diğer bölümleri hiç okumadan bastığını belirtiyor. Ama bastıktan sonra kitabın içinde yersiz bir şekilde bir sayfa Mustafa Kemal’e methiyeler görünce canı sıkılan Mısıroğlu, Göztepe’yle konuştuktan sonra mutabık kaldıkları bir sayfalık yeni bir metin oluşturup basarak, kitaptan o istemediği sayfaları söküp, yerine  bunları yapıştırdıklarını, bu şekilde 5000 kitabı tek tek elden geçirdiklerini ifade ediyor.

***

Mısıroğlu, daha sonraki yıllarda İmam Şamil’in torunu Said Şamil Bey’le tanıştıklarını, Tarık Mümtaz Göztepe hakkında konuşurlarken kendisine şunları aktardığını söylüyor:

“Tarık Mümtaz Bey’in “İmam Şamil” isimli eseri aslında İngilizce’den tercümedir. O bu tercüme ile babam Kâmil Paşa’nın yanına geldi. Eseri gösterdi. Babam usanmayarak Tarık Mümtaz Bey’e okutarak bu eseri sonuna kadar dinledi. Buradaki yanlışlara ilaveler yaparak O’nu aslıyla tanınmaz bir hale getirdi. Eldeki eser, çoğu babamın ilaveleriyle çıkmıştır. Ama ben de üşenmeyip bu eseri baştan sona okuduktan sonra kısmen yanlış, kısmen de eksik kalan noktalara dair sayfalar dolusu yazı yazmışımdır. Onu sana vereyim bir dahaki baskıda ilave et.”

Mısıroğlu, Said Şamil’in bir müddet sonra kendisine 40-50 sayfalık bir metin getirdiğini belirterek şöyle diyor: “Yazık ki bu metni ben kitaba ilave etmek imkanını bulamadım. Hazin gurbet maceram dolayısıyla oğlum birkaç kere ev nakli yapmak mecburiyetinde kaldı. Bu sırada Said Şamil Bey’in bu ilavesi de kayıplara karıştı.”

Heyhat...

Ne büyük talihsizlik değil mi?

Şimdi kayıp metine üzülmemek, içinde yer alan düzeltme ve ilaveleri merak etmemek mümkün mü?

Kader işte…

İnşaallah o ek metinler Mısıroğlu'nun -geniş olduğunu bildiğimiz- arşivindeki dosyalardan birinin içine girmiştir de sürpriz olarak ortaya çıkar ve hep birlikte seviniriz.

Ne diyelim?

Temennimiz dua yerine geçsin inşaallah.