Arama

Çerkesler Bu Sürecin Katalizörü Olmalı
 
 
Erol Karayel
 
Son on beş senede enformasyon ve iletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişme verili düşünme alışkanlığımızı geliştirirken, toplumun geniş kesimlerini de bir zihinsel dönüşüm sürecinden geçirdi.

Bu zihinsel dönüşüm kaçınılmaz bir şekilde siyasi iradeye de yansıdı ve devlet 100 yıldır izlediği toplumsal politikaları tartışmaya açarak bir yeniden yapılanma süreci başlattığını resmen ilan etti.

Geç kalınmış olmasına rağmen resmi ideolojinin “toplumun tüm fertlerini tek tipleştirme” politikalarının en önemli sosyal problemlerimizin kaynağı olduğunun görülmesi ve halkla devlet arasındaki uçurumun oluşturduğu tehdidin fark edilmesi bu ülke yararına önemli gelişmelerdir.

Devletin geçmişiyle yüzleşme konusunda gösterdiği cesaret ve başlattığı yeniden yapılanma süreci, örselenmiş yurttaşlık bağlarının güçlendirilmesi ve ortak bilincin oluşturulması için önemli bir fırsattır.

Gün ise tüm ön yargıları yıkarak bu fırsatı değerlendirmenin günüdür.

Yalnız bugün süreç yanlış bir noktaya kilitlenmiş durumda.

Bu süreçte, etnik, kültürel, dini v.d. pek çok kesimin bu tartışmaların öznesi olması ve hepsini kapsayan hakların dile getirilmesi gerekirken, konu maalesef dar bir alana sıkıştırılarak adeta sadece Kürt meselesi haline getirilmiştir. Bunda Kürtlerin bölgesel yoğunluğu ve “her türlü” aktivitelerinin yüksekliği kadar; süreçten doğrudan etkilenmesi mümkün diğer grupların ortaya çıkıp kendilerini ifade etmemelerinin de büyük rolü vardır.

Geçmiş tecrübelerine dayanarak yeni bir oyunun piyonu olmamak için temkinli davranan ve bugüne kadar süreci dikkatle takip etmekle yetinen Çerkeslerin, tüm örgütlü kurumları ve duyarlı fertleriyle artık gündeme ağırlıklarını koymalarının zamanı gelmiştir.

Bugün, başbakan, bakanlar, siyasetçiler, aydınlar, yazar, çizer takımı v.d.nin konuya girizgah yaparken “Türkler, Kürtler, Çerkesler…” nakaratıyla söze başlamaları, Çerkeslerin bu ülkede sahip olduğu ağırlığı gösteren önemli bir karinedir; ancak, Çerkesler bugüne kadar maalesef isimlerinin bu ağırlığına denk düşecek bir gürlükte seslerini duyuramamışlardır. Duyarlı birkaç kurum ve şahsın yaptıkları cılız açıklamalar ile kaleme alınan birkaç makale ise istenen yankıyı yapamadan gündemin gürültüsü içersinde kaybolup gitmiştir.

Yönetimin “Demokratik Açılımlar” dediği, bizim “Demokratik Yeniden Yapılanma Süreci” demeyi tercih ettiğimiz ve öyle olmasını arzu ettiğimiz bu süreç sonunda eğer beklenen açılımlar gerçekleşirse, bundan en çok faydalanacak kültür gruplarından birisi de muhakkak ki Çerkesler olacaktır; tabii vazifelerini  tam olarak yaparlarsa... Bugün denkleme dahil olmayanların, yarın alınacak sonuçtan pay istemeye haklarının olmayacağı da akıllardan çıkarılmamalıdır.

Çerkeslerin toplumsal barışı gözeterek bu sürece maksimum katkıyı sunmaları gerekir.

Bu süreçten maksimum faydayı sağlayarak çıkabilmeleri de, taleplerini somutlaştırıp, gür bir sesle gündemde tutabilmelerine bağlıdır. Bu ise konuya zihnen yoğunlaşıp, koordineli şekilde çalışacak bir kadroyla ancak mümkündür.

Bugün tüm örgüt ve yapılanmalarımıza düşen görev işte bu ekibi ve ortamı oluşturmaktır.

Sonraki nesillerimize vatandaşı olmaktan gurur duyacakları bir ülke bırakmak istiyorsak, sürece omuz verip başarıyla sonuçlanmasına yardım etmemiz gerekir.

Kısaca: Çerkesler bu sürecin katalizörü olmalıdır.


Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
coşkun koçer - ist
15 / 11
Bu gün ve her gün çerkeslerin seslerinin gür çıkmamasının sebebi bir : 1918 de , var olan aristokrat yönetimlerin çöp sepetine atılması ve kurulacak yeni devletlerin bilhassa bu cografyada köklerinden kopuk ,her türden geleneği yıkmaya teşne bir ulus devlet yapılanması gereğinin açık ve net biçimde dayatılması ,bu role uygun kadroların çeşitli yöntemlerele devşirilmesidir.İNGİLİZLRİN biçtiği donu en iyi biz doldururuz diyen zavallıların bu millete yaptığını ingiliz işgal ordusu yapamazdı bu açık.NaSIL Kİ ,çerkeslerin sesi kısılması gerekiyor idi ise - hain ethem vs. - aynı biçimde kürtlerin de sesi kısılması - kürt sayid isyanı vs programlı kışkırtma ve bastırmalar - gerekiyordu .Ama en önemlisi ve aşil'in topugu şurası ki ,esas olan musluman dünya görüşünun zapturapt altına alınmasıydı. diğerleri teferruat .Çünkü ingilizler ve ortakları burada kurulacak devletin yedi düvelin oyuncağı olmasının yegane garantisi muslumanlık anlayışını gülünç duruma düşürmekti .Bunu yaptılar ve türkiye topraklarında yaşayan istisnasız bütün bir toplululuğu- toplulukları zira millet olması engellendi- alemin maskarası yaptılar ...Devrimler ,şu bu ,gak kuk bütün bunlar türkiye böyle olsun için yapıldı.Eğer türkiyede ittihat terakki ve cumhuriyet kadrolarının fikirleri ve pratikleri sonucu bu günkü türkiye manzarası değilde mesela bir almanya evsafında ülke ortaya çıksaydı şu bilinsinki bu ülkede yaşayan az sayıda insan hayretler içerisinde kalmaktan ,şaşkınlıktan bir hastalık nüksediyor ise , bu hastalık mezkur az sayıda insanıın ölüm sebebi olurdu !