Arama

Anadolu Ve Kafkas Mitlerinde Ortak Tanrı Kültürü Üzerine Bir Örnek: Fırtına Tanrısı Teişeba-Teşup ve Nart Sosrıko*


Selçuk BAĞLAR**


“Papirüsler yanar; taşa oyulan kelimeler aşınır;

kil tabletler parçalanır. 

Ama mitolojiye sarılmış, hayati önemi olan mesaj, kehribarın

içinde korunan bir böceğin bedeni gibi uzun zaman dayanır.”

Frank Joseph


            A-Hurri-Urartu ve Hatti-Hitit Kültür Havzalarında Fırtına Tanrısı

Anadolu ve Kafkas mitolojilerinde adları günümüze kadar ulaşmış birçok tanrı vardır ve bu tanrılar bazı özellikleriyle birbirlerine benzerler. Söz konusu bu benzerlik arkeolojik kazılarda elde edilen yazılı kaynaklarla günümüze ulaşan temalar sayesinde anlaşılmaktadır. Biz bu çalışmamızda Huri-Urartu medeniyet havzası ile Hatti-Hitit medeniyet havzalarında iyi tanınan Fırtına tanrısı Teişeba-Teşup ile Kafkas Nart mitolojisinde fırtınalara ve göksel bazı olaylara hâkim bir karakter olarak dikkat çeken Nart Sosrıko arasındaki tematik benzerliklere dikkat çekmeyi amaçlıyoruz.

Kafkasya-Anadolu ve Mezopotamya mitolojilerinde görülen tanrılar benzer karakterdedir. Yöresel farklılıklar ve mitolojik anlatılardaki bağlam farklılıkları olsa da, bu halklar benzeşik mitolojik temaları ve benzer tanrısal panteonları üretmişlerdir.[1]

Huri-Urartu ve Hatti halklarının köklerinin Kafkasya’ya dayandığı bilim dünyasınca kabul edilmiştir.[2] Söz konusu bu halkların arkada bıraktığı mitolojik tekstlerdeki ortak tema ve kahramanların benzerliği dikkat çekmektedir. Bu ortak karakterlerden birisi fırtına ya da hava tanrısı olarak kabul edilen Teişeba-Teşup’tur. Fırtına tanrısı Teişeba-Teşup’a ait tekstlerin en kapsamlısı Hititlerden kalan tekstlerdir. Ancak genel kanı bu tanrının Hititlere Hurri kültüründen geçmiş olduğudur. Yine Hititler, işgal ettikleri toprakların asıl sahibi olan Hattilerin kültüründen ve dininden de büyük oranda beslenmişlerdir. Fırtına tanrısı Teişeba-Teşup’la ilgili olarak anlatılan İlluyanka adlı efsanenin Hititlere Hattilerden[3] geçtiği, buna karşılık Kumarbi adlı tekstin kaynağının Hurriler olduğu tespit edilmiştir.[4]

Bir Hint Avrupa kavmi olan Hitit’lerin dinsel panteonlarının ve mitolojik anlatılarının büyük oranda Hatti ve Hurri gibi Kafkasyalı halklardan beslendiğini ileri sürmek mümkündür. Nitekim Çorum Yazılıkaya’da bulunan kaya kabartmalarındaki tanrı isimlerinin Hurrice olduğu ispatlanmıştır. Bu nedenle Hurri-Urartu ve Hatti-Hitit kültür havzalarında yaşatılan Fırtına Tanrısı Teişeba-Teşup’a ait temaları Kafkas mitolojisindeki Nart Sosrıko ile ilgili temalarla karşılaştırmak yerinde bir hareket olacaktır.

Ana Kaynaklar

Nart mitolojisi Kafkasya’nın tamamında iyi bilinen ve daha çok orta ve batı Kafkasya’da yaşayan halklarca yaşatıla gelen bir mitolojik anlatıdır. Sırasıyla Abhaz, Oset, Çeçen, Karaçay-Balkar ve Çerkes Nart mitolojilerinden ya da Nart mitolojisi varyantlarından söz etmek mümkündür. Bu çalışmada Çerkes Nart mitolojisi baz alınmıştır.

Çalışmada kullanılan Nart mitolojilerine ait tekstler daha çok II. Dünya Savaşı’ndan sonra Kafkasya’da Çerkes dili konuşulan bölgeler olan Kabartay-Balkar, Karçay-Çerkes ve Adıgey Cumhuriyetleri’nde Şorten Askerbiy, Hadağatle Asker ve Gardenguş Zıramug tarafından yapılan derlemelerle oluşturulan kaynaklardır.[5]

Nartlar ve Nart Sosrıko’ya Dair

Nart kelimesinin anlamına dair konuyla ilgilenen araştırmacıların sayısı kadar çok görüş vardır. Ancak kelimenin Kelt dilinde “asker” anlamına geldiği, İç Asya’daki bazı Türk kabilelerinde bu kelimenin bilindiği ve “asker-savaşçı-yiğit-mert” gibi anlamları barındırdığı iddia edilmektedir.[6] Çerkes dilinden hareketle bu ismin: nöbetçi, kaynağın bekçisi, muhafızı (Nerıt) anlamına geldiği ifade edilmektedir. Ne var ki kelimenin kaynağı ve anlamı hala tartışmalıdır. Bununla birlikte Nartlar Sümer mitolojisindeki tanrı soyları olan Annunakiler, Eski Mısır mitolojilerindeki tanrısal karakterler olan Neterler ve Yunan mitolojisindeki Olimpos’un tanrılarıyla eşdeğerdirler.

Yunan mitolojisinde tanrıların toplanma yeri ve merkezi Olimpos dağı iken Nart mitolojisindeki Nartlar’ın merkezi ve toplanma yeri, Harama Uaşha (Harama Tepesi)dır. Belli başlı Nart tanrıları Harama Tepesi’nde yaşarken bir kısmı da yeryüzünde hüküm sürmektedirler. Nart mitolojisinin Fırtına Tanrısı olan Nart Sosrıko yeryüzünde hüküm süren Nartlardan birisidir.

Sosrıko ismi açıkça kozmik bir isimdir: varlığın sürekliliğinin ifadesi ve var olmanın ifadesi olan bir sözcüktür. Sosrıko ismi Çerkes dilinde varlığın şimdi, şu anda ve her anda yeniden ve hep var olması demektir; bu bağlamda, var olan her şey bir Sosrıko’dur. Sosrıko, varlığın var olmasının ve var kalmasının adıdır.[7]

Aynı zamanda, Nart mitolojisinde Wezırmes ve Wezırmec isimleri Nart Sosrıko’nun babasının isimleri olarak geçer ki, bu isimler enerji yanıyor ve enerji kılgılıyor anlamlarına gelmektedir.[8]

Nart Sosrıko elimizdeki Nart mitolojileri içerisinde en çok dikkat çeken antropomorfik karakterdir. Onun en belirgin özelliği iklim olaylarına hâkim olmasıdır. Nart Sosrıko istediğinde hava şartlarını istediği gibi değiştirebilmektedir.[9] Bu yeti ona, babası Nart Wezırmes’ten miras kalmıştır. 

Nart Sosrıko ve Ğuaze Ailesi

Nart Sosrıko, Nart karakterleri içerisinde sahip olduğu soyun seçkinliğiyle dikkat çekmektedir. Nart Sosrıko’nun en uzak dedesi Nart Dade (Nart Büyükbaba) adında bir karakterdir. Bu karaktere ve onun soyundan gelenlere Rehber (Ğuaze) adı verilmiştir. Bu karakterin bilinen en büyük özelliği dünya mitolojisinde “Hayat Ağacı” olarak bilinen ağacın muhafızlığını yapıyor olmasıdır.[10] Nart Sosrıko’nun babası ise Nart Wezırmes’tir. Nart Wezırmes Çerkes Nart mitolojisinde denizlerle olan ilişkisiyle de dikkat çekmektedir.[11] Nart Sosrıko’nun annesi Nart Seteney’dir. Bu karakter Yunan mitolojisindeki Athena’ya savaşçılığıyla Demeter’e ise tarım kültüyle olan ilişkisi nedeniyle benzemektedir.

 Nart Sosrıko, annesi Nart Seteney tarafından gizlice büyütülür. Bundan maksat Nart hanedanları arasında yaşanan iktidar savaşları nedeniyle bebek Nart Sosrıko’nun öldürülmesi ya da kaçırılmasının önlenmesidir.

Nart Sosrıko doğmadan kâhinler bir kehanette bulunmuşlardır. Anlatıcılara göre Nart Sosrıko’nun doğmasıyla birlikte Yeryüzünün yağı ve yiyeceklerin tadı kaybolacaktır. Yani kıtlık dönemleri baş gösterecektir.

Nart mitolojisinde adı geçen Nart Sosrıko ile Hitit Fırtına Tanrısı Teşup arasındaki ortak noktalardan ilki her ikisinin de kıtlıkla birlikte anılmalarıdır. İkinci ortak noktaları Yeraltı Ülkesine (Ölüler Ülkesine) yaptıkları seyahatlerdir. Son olarak üzerinde durulması gereken ortak noktaları ise her ikisinin de benzer iktidar savaşları vermiş olmalarıdır.

Hurri-Urartu ve Hatti-Hitit Kültürlerinde Fırtına Tanrısı

Hurri - Urartu ve Hatti - Hitit mitolojilerindeki Fırtına Tanrısı karakterine ait eldeki verilerin çok çeşitli olduğunu söylemek mümkün değildir. Özellikle Hurri - Urartu dinsel panteonu ve mitolojik karakterleriyle ilgili olarak bölgedeki farklı yerlerde büyük taşlara kazılmış isim listeleri dışında mitolojik tekstlere rastlamak mümkün değildir. Halihazırda Hurri-Urartu dinsel panteonunu oluşturan 79 kadar tanrı ve tanrıçanın adları bilinmektedir.[12]

Hurri ve Urartu orijinli Fırtına Tanrısı Teişeba’nın Hitit dinsel panteonuna Teşup adıyla geçtiği genel bir kabuldür. Böylece Kafkasya’dan Anadolu’nun doğusuna, oradan da Anadolu’nun içlerine doğru hareket eden bu tanrı sonraki dönemlerde Hesiodos’un eserlerinde sözünü çokça ettiği Olympos tanrılarına ilham kaynağı olmuştur. Azra Erhat Fırtına Tanrısı Teşup’un Hurri dinsel panteonundan Hititlere geçtiğini, ve giderek Yunan mitolojisine kaynaklık ettiğini ifade etmiştir.[13]  Ekrem Akurgal ise: “Hint Avrupalı Hititler din, mitoloji, töre ve örf bakımından büyük ölçüde Hatti etkisinde kalmıştır, Hitit panteonunun büyük bir kısmı Hatti panteonundan alınmıştır” demekte ve Fırtına Tanrısı’nın aslında Hatti orijinli olduğunu dile getirmektedir.[14] Akurgal’a göre Hattiler Anadolu’da MÖ 2500 ile 2000 arasında tam hâkim olarak yaşamışlar MÖ 2000’li yıllardan sonra ise ülke Hititlerin istilasına uğramıştır. MÖ 2000 ile 1700’lü yıllarda ise Hatti-Hitit beylikler dönemi olarak adlandırılmıştır.[15] Hattilerin Hitit devletinde son zamanlara kadar kendi özgün yapılarıyla yer aldıkları ve yaşlılar meclisince temsil edildikleri yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.[16] Aynı ilişki mitoloji ve dinsel alan için de söz konusu olmalıdır.

Hatti-Hitit panteonunda oldukça önemli bir tanrı olan Fırtına Tanrısı Teşup, Hurri-Urartu panteonunda baş tanrı değildir. Urartuların baş tanrısı Haldi’dir. Van’daki Meher Kapı yazıtında ilk önce onun adı geçmekte ve en çok kurban ona adanmaktadır.[17]    Fırtına tanrısı Teşup, Hatti ülkesinde ve Hitit devletinde daha merkezi bir yere sahip görünmektedir. Eldeki kaynaklara göre Hitit ülkesindeki Fırtına tanrısı otoritenin ve krallığın kaynağıdır. Yine düşmana karşı girişilen savaşlarda ordunun başında Fırtına tanrısı savaşmaktadır. Hitit kralları otoritelerini ve meşruluklarını Fırtına Tanrısı Teşup’a borçludurlar.

         Ne var ki otoritenin kaynağının bir tanrıya dayandırılması ve onun koruyuculuğu altında ülkenin yönetilmesi geleneği sadece Hititler ve Fırtına tanrısı özelinde görülmemektedir. Aynı ilişki eski Mısırda tanrı Horus ile Firavunlar arasında göze çarparken Hurri-Urartu geleneğinde bu ilişki baş tanrı Haldi ile ülkenin kralları arasında göze çarpmaktadır.[18] Otoritenin kaynağının gökler olduğu bu dönemlerde göklerde öne çıkan tanrının da meşruiyetin ve iktidarın kaynağı olduğu görülmektedir.

              İktidar Savaşları

Mitolojiler özünde birçok mücadeleyi barındırmaktadır. Bu durum Nart mitolojisi için de söz konusudur. Söz konusu mücadele Nart soyları arasında yaşanır ve belli başlı aileler bazen göklerin, bazen denizlerin, bazen ise dünyaların hâkimiyeti için aralarında kıyasıya mücadele verirler. Bu mücadeleler bazen yakın akraba olan ailelerle yaşanırken, bazı çatışmalar uzak akrabalar olan Ejder Soylu Siyah Adamlara yahut devlere veya cücelere karşı verilmiştir. Yaşanan bu çatışmalar kuşaklar boyunca devam etmiştir.

Anlatıcılar Nart Sosrıko’nun bir kayadan doğduğunu ve onun Nartların bilge kadınlarından olan Nart Seteney tarafından büyütüldüğünü anlatırlar. Doğal olarak Nart Sosrıko gizlice büyütülmüştür. Nart Sosrıko’nun babası bir dönem Harama Tepesi’nin tahtında oturmuş Nart Wezırmes’tir. Nart Sosrıko babasını öldürüp Harama Tepesinde hüküm sürmek isteyen Nartlara karşı savaştığı gibi ejderhalar ve devlerle de savaşmıştır.

Hikâyeye göre Ejder Soylu Siyah Adam Nartların meşhur flütünü çalmış bunun üzerine yeryüzünde aniden düzen bozulmuş ve katastroflar yaşanmıştır. Oysa bu flütün yaydığı müzik kesilmemeli ve bu flüt kötü kişilerin eline düşmemelidir. Bir grup Nart, Nart Sosrıko’nun rehberliğinde Göksel Ağacın içinden geçip Ejder Soylu Siyah Adamı bulmuş ve onu öldürüp dünyaya yeniden düzeni getirmiştir.[19] Nart Sosrıko bu uzun yolculuk sırasında diğer Nartların göksel seyahatlerinin kolay geçmesi için her birisine birer demir asa ve birer demir ayakkabı yapmıştır ki, bu nesnelerle Nartlar bir yıllık yolu bir ay gibi kısa bir sürede alabilmişlerdir. Bu nesneler kullanıcısının uçabilmesini sağlamaktadır. Aynı uçabilen ayakkabılara Hatti-Hitit mitolojilerinde de rastlanılmaktadır. İlluyanka efsanesinde Fırtına Tanrısı Teşup’un karısı Hepat yardımcılarının çabuk haber getirmeleri için bu hızlı ayakkabıları giymelerini istemektedir.

         Sonunda Nartlar Ejder Soylu Siyah adamı bulmuş onu öldürmüş ve flütü almışlardır.

                Nart Sosrıko ve Dünyada Bereketin Yok Olması

Aslında Nart mitolojisindeki Bereket Tanrısı’nın adı Nart Thağalec’dir. Bununla birlikte dünyadaki bereketin Nart Sosrıko ile çok daha temel ve farklı bir ilişkisi söz konusudur. Aynı şekilde Hatti kültüründe Bereket Tanrısı Tarhundaşa adıyla tanınsa da Fırtına Tanrısı Teşup ve oğlu Tlepinu’nun da bereketle ilişkisi söz konusudur. Nart Sosrıko’nun bitkilerin verimi ve dünyanın doğurganlığıyla olan ilişkisi sanılandan daha da derindir. Nitekim Nart Sosrıko doğmadan önce kâhinler bir bebeğin doğacağını ve o doğduktan sonra dünyada yaşayan Nartların karınlarının artık doymayacağını, var olan her şeyin bereketinin azalacağını ve yaşam kalitesinin onulmaz bir şekilde zarar göreceğini haber vermişlerdir. Nitekim Nart Sosrıko doğduktan sonra her bir Nart’ın tek başına bir kazan darı lapası ve tam bir koyun yemeye başladıklarını ancak yine de doymadıklarını görüyoruz. [20]

Hatti-Hitit mitolojisinde ise kıtlık ile ilgili temalar Fırtına Tanrısı Teşup’un oğlu Tlepinu ile ilgilidir ve onun kaybolması dünyadaki hayatın giderek çekilmesine, bitkilerin ölmesine, canlılığın ve doğumun yok olmasına neden olmuştur. Hem Hatti-Hitit geleneğinde Fırtına Tanrısı, hem de Çerkes Nart mitolojisinde Nart Sosrıko, bereketin ve yeryüzünde hayatın devam etmesi için gereken düzenin koruyucuları olarak görülmektedir. 

Kafkas ve Anadolu Mitolojilerinde Ölüler Ülkesine İniş Teması ve Ejderha’nın Öldürülmesi

         Ölüler Ülkesine İniş teması Kafkasya ve Anadolu mitolojileri için ortak bir temadır. Mitolojiler bu temaları kendi bağlamlarında ele almakta ve anlatmaktadırlar.

         Nitekim Nart Sosrıko birçok kere Ejderha ya da Yemınej (kronik kötü) tarafından kaçırılan Nart kızlarını geri getirmek için Ölüler Ülkesine bir kartalın sırtında seyahat etmiştir. Nart Sosrıko uzun süre mücadele ettiği Ejderha’yı öldürürken, Hatti-Hitit Fırtına tanrısı Teşup da dev bir yılan olan İlluyanka ile mücadele etmiştir. Hem Nart Sosrıko hem de Hatti - Hitit Fırtına tanrısına ait bu tekstler ilginç bir şekilde kıtlık, açlık ve susuzlukla ilintilidir. Ve çoğu zaman da iktidar mücadelelerini kendi içinde saklar.

         Nart mitolojisinde anlatıcılara göre Nart Sosrıko’nun Ejderha’yı öldürme nedeni, onun tarafından tutulan suların serbest bırakılması ve rehin alınan Nart kızlarının kurtarılmasıdır.[21] Hikâyenin başında kaçırılan Nart kızlarını arayan Nart Sosrıko bir ıssız vadide bir ağaca, ağacın üstünde bir kartal yuvasına rast gelirken, bu yuvaya ulaşıp kartalın yavrularını yemek isteyen dev bir yılanı da öldürmek zorunda kalır. Nart Sosrıko bu yılanı öldürdüğünde ise anne kartal, Nart Sosrıko’yu Ölüler Ülkesine götürmüştür.[22]

         Dünya mitolojisi içerisinde Ölüler Ülkesi ve Ölüler Ülkesine Seyahat teması sıkça işlenir ve aslında eski mitolojilerin önemli bir kısmı Ölüler Ülkesine yapılan seyahatlerden ibarettir. Sümer mitolojisinde Gılgamış, Eski Mısır’da Osiris-Horus, Yunan mitolojisinde Ullisse ve Çerkes Nart mitolojisinde Nart Aşemez Ölüler Ülkesine yaptıkları zoraki seyahatlerle tanınırlar ve başlarından geçen olaylar ana hatlarıyla benzeşir. Ölüler Ülkesine seyahat hem Anadolu’nun Fırtına tanrısı Teşup’un hem de Nart Sosrıko’nun başlarından geçer. Bu seyahat boyunca her iki karakterin de başlarından geçen olaylar ana hatlarıyla örtüşmektedir.

Bu yukarıda kısaca değindiğimiz ve Nart mitolojisinde yer alan yılan, ağaç ve kartal üçlüsü Hatti-Hitit geleneğinde de karşımıza çıkar. Hatti-Hitit Fırtına tanrısı Teşup’un oğlu Tlepinu kızıp ta dünyadan Ölüler Ülkesine geçtiğinde bir yerde bir ağaca, ağacın tepesinde bir kartala ve ağaca tırmanan bir yılana rast gelir. Vladislav G. Ardzinba Eski Çağ Anadolu Ayinleri ve Mitleri adlı çalışmasında Kayıp Tanrı Tlepinu ile ilgili bölümde söz konusu bu hayvanlar ve ağaç konusunda şunları yazmıştır:

    

Söz konusu metinlerde evrenin yapısına ilişkin düşüncelerin yansıtılması bağlamında dikkat çeken şudur: evrenin dikey yapısının üç kısmında hayvanlar dünyasının üç temsilcisi görülür: kartal, arı ve yılan.  Görünen o ki, arı ve yılan, evrenin dikey yapısının değişik kısımlarına bağlanmaktaydı.[23] Burada kartal ağacın üst kısmıyla (yeşil tepesiyle), arı ortasıyla ve yılan da (alt kısmıyla) bağlantılıdır.[24]

   Dünya ağacını yansıtan Hitit mitini esas alarak diyebiliriz ki Hitit mitolojik düşüncesinde muhtemelen yukarı (gökler) dünyası kartal ile, orta (toprak) dünya arı ile, yılan ise alt (yeraltı) dünya ile bağlantılıdır.[25]

 

 Hurri ve Hatti Mitolojilerinde Hanedan Savaşları:

         Hurri ve Hatti mitolojilerindeki hanedan savaşlarıyla ilgili tekstler ana hatlarıyla Kafkasyalı özelliklerini korumuştur. Kafkas Nart mitolojisinde her zaman varlığını hissettiren hatta mitolojinin ana temalarını oluşturan hanedan savaşları Hurri kökenli Kumarbi efsanesinde göze çarpmaktadır. Buna göre Allalu, Anu ve Kumarbi gökte dokuzar yıl hüküm sürerler. Biri kral iken bir sonrası onun hizmetçisidir ve hizmetçi beyini tahttan indirir, yerine kendisi oturur. Tahtı en son ele geçiren Kumarbi’dir; ne var ki onun iktidarı da oğlu Fırtına tanrısı Teşup’un tehdidi altındadır.[26] 

         Konuya eğilen bazı araştırmacılar bu üçlünün yani Allalu, Anu ve Kumarbi’nin Yunan mitolojisindeki Uranos, Kronos ve Zeus ile olan yakınlığını fark etmişler ve Yunan tanrılarının hikâyesini erken dönemde anlatan Hesiodos’un Hurri kültüründen beslendiğini iddia etmişlerdir.[27]

Yunan mitolojisinde Kronos, Uronos ve Zeus Hurri-Hatti mitolojisinde ise Anu, Alalu ve Kumarbi arasında geçen iktidar savaşları her zaman gökyüzündeki iktidarı ele geçirmek için verilmiş savaşlardır. Kafkas Nart mitolojisinde de sözü edilen bu iktidar savaşları Nart mitolojisinin özünü de oluşturur. Gökyüzündeki Harama Tepesi’nde yaşayan Nart Nesren Jak’e, Nart Mar, Nart Marıko, Nart Wezırmes, Nart Aşe, Nart Penıko ve Nart Jılahsten[28] gibi karakterlerin neredeyse tamamı Harama Tepesi’ndeki iktidarı savaşarak ele geçirmişlerdir. Bir kısmı tahtta hüküm sürerken çeşitli entrikalarla öldürülmüşler ve onların intikamını almak arkada bıraktıkları oğullarına kalmıştır. Bu karakterler iktidarları boyunca Nart ulusunu devlerin, cücelerin ve ejderhaların saldırılarından da korumuşlardır. Bu savaşlara Nart mitolojisinin Giganthomakia’sı[29] demek yerinde olacaktır.

         Söz konusu olan bu savaşların kesintisizliği nedeniyledir ki hanedana ait yeni doğan erkek çocukları gizlice büyütülmüşlerdir. Bundan amaç erken dönemde öldürülmelerinin önlenmesidir. Nitekim Hurri mitolojisindeki Kumarbi’de tahtı oğlu Teşup’a kaptırdıktan sonra bir kayadan çocuk sahibi olmuş onu gizlice büyütmüştür. Yine Nart Sosrıko’da bir kayadan doğmuş ve gizlice büyütülmüştür.

Kimi düşünürler bu savaşların iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın arasında yaşanan savaşlar olduğunu iddia ederek durumu rasyonalize etmektedirler. Oysaki yaşanan bir iktidar savaşıdır ve kimin “iyi” kimin “kötü” olacağına kazananlar karar vermiştir. Gerçekte “iyi” ile “kötü”nün mücadelesi yaşanmamaktadır. Yaşanan, hayatın tanrılar tarafından yeni başlatıldığı bir bölgede (yani dünyada) iktidarın kimin elinde olacağının kavgasıdır. Savaşan tarafların hepsi de tanrı soyundan gelmekte ve en az diğerleri kadar gökleri yönetme hakkına sahip olmaktadırlar. Tüm bu savaşlar boyunca amansız mücadeleler veren Tanrılar, devler, ejderhalar ve diğer yaratıkların hepsi Tanrı soyundan gelen ve farklı araçlarla silahlanıp iktidar için savaş veren taraflardır. Savaşın doğası gereği iki taraf a acımasız, hilebaz, korkak veya cesur olabilmektedirler. Bize göre dünya mitolojisi, iyi ile kötünün mücadelesini anlatmaktan çok, savaşı kaybettiği için “kötü” sayılan tanrılar ile savaşı kazandığı için “iyi” oldukları varsayılan tanrıların mücadelesini anlatmaktadır.

         Hurri kökenli Kumarbi efsanesi ile Hatti kökenli İlluyanka efsaneleri Fırtına Tanrısı Teşup’un başkahramanlarından sayıldığı anlatılardır. Hatti kökenli olan İlluyanka efsanesi iki nüsha halinde elimize geçmiştir. Bu efsaneye göre İlluyanka adlı yılan Fırtına Tanrısı’nı yenilgiye uğratmıştır. Fırtına tanrısının yardım çağrılarına yalnız koruyucu Tanrıça İnar karşılık vermiş ve bir hile düşünmüştür:

“’Bir ziyafet veriyorum, sen de gel ve ye!’ Yılan (çocuklarıyla birlikte) geldi; yediler, içtiler. Tüm içki kaplarını boşalttılar ve doydular. (Sarhoşluktan) kovuklarına geri dönecek halde değildirler. Hupaşiya geldi ve yılanı bir iple bağladı. Fırtına Tanrısı geldi ve Yılanı öldürdü. Tanrılar onun yanındaydılar.”[30]


        
Efsanenin ikinci nüshası biraz daha ayrıntılıdır ve olaylar biraz daha heyecanlı anlatılır. Buna göre yılan, Fırtına Tanrısı’nı sadece yenmekle kalmaz, aynı zamanda onun kalbini ve gözlerini de alır götürür. Yitirdiği uzuvlarını geri alabilmek için Fırtına tanrısı bir hileye başvurur: Fakir bir kimsenin kızıyla evlenir ve ondan bir oğlan çocuğu edinir. Oğlan büyüyünce onu yılanın kızıyla evlendirir ve böylece düşmanıyla akrabalık ilişkisi kurar.[31] Bu akrabalık ilişkisi sayesinde Fırtına Tanrısı tekrar kalbine ve gözlerine kavuşur. Yeniden bir savaş yaşanır ve bu kez Fırtına Tanrısı savaşı kazanır.

         Bu anlatılarda karşımıza çıkan temel veriler Nart Sosrıko için de söz konusudur. İlkin Nart Sosrıko’nun da Hatti koruyucu tanrıçası İnar gibi bir koruyucusu vardır: Nart Seteney. Nart Seteney Sosrıko’yu yetiştirten, büyüten, savaşmayı ve silah kullanmak dahil bir savaşçı tanrıya gereken her şeyi öğreten kadındır. Dahası Nart Sosrıko yaşadığı büyük savaşların hepsini Nart Seteney’in yardımları ve silahları sayesinde kazanmıştır. İkinci olarak Fırtına Tanrısı Teşup gibi Nart Sosrıko da her zaman “kurnaz”dır. Nart Sosrıko devleri, ejderhaları ve diğer düşmanlarını her zaman hile ile yenmeyi başarmıştır. Hatti’li Teşup da yılan İlluyanka’yı hile ile alt etmiştir. Üçüncüsü Nart Sosrıko (ve diğer Nartlar) ile savaşan karakterler hemen her zaman Nartlardan bir şey almışlardır. Bazen Nartların kızlarını, bazen Nartların bitki tohumlarını, bazen de dünyayı bir düzende tutan flütü. Öyle görülüyor ki bu düşmanlar da Nart halkı gibi bir düzen kurmak ve çoğalmak eğilimindedirler. Ancak temel ihtiyaçları olan kadın, bitki tohumları ve düzenin sağlayıcısı olan flüt onlarda yoktur. Hatti efsanesinde ise Fırtına Tanrısının gözü ve kalbi alınmıştır. Dördüncüsü ki, bu özellik Yunan mitolojisinde de göze çarpar: Nart mitolojisindeki ve Hatti - Hurri mitolojisindeki düşman karakterler aslında bir şekilde uzaktan da olsa akrabadırlar.[32] Yahut ta bazı durumlarda şölenlerde ve davetlerde karşılaşırlar. Aralarında sosyal ilişkiler mevcuttur. Nitekim Hatti mitolojisinde yılan İlluyanka’nın bir şölene davet edilmesi gibi, Çerkes Nart mitolojisinde de Ejder Soylu Siyah Adam böyle bir şölen ve kız isteme seremonisinde göze çarpmaktadır.[33]

Nart Sosrıko’nun Ölümü:

Nart Sosrıko’nun öldürülmesi de temelde Nart soyları, devler ve diğer antropomorfiklerin aralarında yaşanan güç mücadelesinin bir sonucudur. Daha önce de değindiğimiz gibi, birçok Nart soyu iktidar için aralarında mücadeleler vermişlerdir. Nart Sosrıko da kendisi ve ailesi için tehlikeli gördüğü kişilerle savaşmış ve onları yok etmiştir. Birçok dev birçok Nart karakteri ve Ejder Soyundan Siyah adamların bazıları Nart Sosrıko’nun öldürdükleri içerisinde sayılabilir. Fakat Nart Sosrıko’nun öldürdüğü birisi vardır ki, bu ölüm aslında Nart Sosrıko’nun da ölümünü getirir. Nart Sosrıko bir şölen dönüşünde karşılaştığı Nart T’ot’ereş ile çatışmış ve yenilip aman dilemiştir. Eve geldiğinde annesi Nart Seteney’e olanları anlatmıştır. Bu yenilgiyi hazmedemeyen Nart Seteney oğluna yeni silahlar vermiş ve düşmanını öldürmesi için uygulaması gereken taktikleri öğretmiştir. İkinci karşılaşmada Nart Sosrıko Harama Tepesi’nde düşmanını öldürmüştür. Bu ölüm Hatti Fırtına Tanrısı Teşup’un önce yenilip sonra ana tanrıçanın yardımıyla yılan İlluyanka’yı öldürmesi temasıyla aynıdır. Bu düşman aslında Nart Sosrıko’nun öz teyzesi Nart Bırımbıhhu’n öz oğlu Nart T’ot’ereştir.

         Nart Bırımbıhhu tıpkı kız kardeşi Nart Seteney gibi akıllı ve bilici bir kadındır. Oğlunun öldürüldüğünü öğrendiğinde hayatını oğlunun katilini bulup öldürmeye adar. Katilin Nart Sosrıko olduğunu öğrendiğinde Nart Sosrıko’yu öldürmek için çareler aramaya başlar. Çünkü bir kayadan doğan ve vücuduna silah işlemeyen Nart Sosrıko’yu öldürmek hiç kolay değildir. Sonunda Bilici Nart Bırımbıhhu Nart Sosrıko’nun zayıf noktasını bulur. Artık diğer Nart soylarını, devleri ve Nart Sosrıko’ya düşman olan herkesi toplamanın zamanı gelmiştir. Nart Sosrıko’nun tüm düşmanları toplanır ve ona meydan okurlar. Nart Sosrıko bu meydan okumayı kabul eder. Ancak düşmanları onu tek zayıf noktası olan ayak topuğundan yaralar. Fakat Nart Sosrıko’yu öldürmek mümkün olmaz. Bunun üzerine Nart Sosrıko yaralı halde iken onun üstünü kayalarla örüp canlı iken gömerler, bu Nart Sosrıko’nun sonu olmuştur.[34]

SONUÇ

Hurri-Urartu ve Hatti halklarının Kafkasyalı kökenleri göz önüne alındığında, Hititlerin Anadolu’ya geldiklerinde bu gün elimize geçen mitolojik anlatıların (ve tanrıların) büyükçe bir kısmını hazır buldukları açıktır. Bunun belki de en büyük delili Hititlerin hazırda buldukları tüm tanrıları olduğu gibi korumalarıdır. Öyle ki Hititlere bu nedenle “Bin Tanrılı” denilmiştir. Hititlerin tanrılarının isimlerini aldıkları Anadolu halklarından mitolojilerini de aldıkları düşünülmelidir. Nitekim Hurri - Hatti halklarından devraldıkları mitolojilerin tamamı tematik olarak Kafkas Nart mitolojisiyle örtüşmektedir. Mitolojik anlamda antik Anadolu mitolojisi Kafkas mitolojisinin bir uzantısı, devamı ve parçasıdır.

         Bu ilişki özellikle Fırtına Tanrısı Teişeba-Teşup ve Çerkes mitolojisinde  Nart Sosrıko özelinde dikkat çekici bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ancak, daha ele alınmamış Güneş Tanrısı, Denizler Tanrısı, Bereket Tanrısı, İkiz Tanrılar, Baş Tanrılar, Ana tanrıçalar ve giderek panteonun tamamı söz konusudur.

         Yukarıda sözünü ettiğimiz tematik uyuma ve benzerliğe rağmen, Çerkes Nart mitolojisi temelde dinsel bir metin olmadığı gibi bilinen hiçbir dönemde Kafkas Nart mitolojisi ve bize tanıttığı Nartlar dinsel bir öğretinin öğesi değildir. Nart mitolojisinin dinsel bir öğreti ve Nartların da bildik pagan Tanrılar olarak algılanmamalarına karşılık, yine Kafkasyalı orijinlerini açık eden Huri-Urartu ve Hatti halklarının aynı temalarla sahip oldukları antropomorfiklerin aynı zamanda o halkların dinlerinde tanrılar olarak anılmaları ilginçtir. Mitolojinin Kafkasya’da yaşatılan örnekleri her zaman din dışı kalmayı başarmış olmasına rağmen, Kafkas kültür havzasından çıktığı en erken dönemlerden itibaren mitolojik temaların aynı zamanda dinsel metinler haline gelmesi ve zamanla rahip sınıfı, dini hiyerarşisi, şeriatı ve tefsircileri ile tam teşekküllü Anadolu dinlerinin ortaya çıkması ilginçtir.

         Bu bağlamdan olmak üzere, aslında Çerkes Nart mitolojisindeki aktarımıyla hayli güncel ve sıradan bir kahramanmış, gibi görünen Nart Sosrıko’nun bir kısım özellikleri Anadolu’da ki Fırtına Tanrısı’nın özelliklerine benzemesi, Fırtına Tanrısı’nın Huri-Urartu kültür havzasında ilk üç tanrıdan birisi olması dahası Hitit örneğinde olduğu gibi krallığın meşruiyet kaynağı ve bir imparatorluğun en başat tanrısı olması baş döndürücü bir dönüşümdür.

        Yine de Nart Sosrıko’nun Fırtına tanrısı Teişeba-Teşup ile olan benzerliği Nart mitolojisindeki diğer karakterler ile Anadolu ve Mezopotamya’nın pagan tanrıları arasında yapılacak yeni tematik okumaların önünü açmaktadır.

NOTLAR

[1] * Bu makale VII. Uluslararası Vangölü Havzası Sempozyumu’na Sunulmuştur.

   ** Yüzüncü Yıl Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslar arası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi.

 - Ekrem Akurgal Anadolu ve Mezopotamya tanrılarının temelde aynı karakterler olduğunu iddia etmiştir: “Her beylikte değişik bir epithet taşıyan bu tanrılar, özünde birkaç tanrı tipinin yerel çeşitlemeleridir. Bunun gibi Hatti, Luvi, Pala, Hurri ve Mezopotamya kökenli tanrılar bile başka başka adlarla anılmalarına rağmen birbirlerine koşut tiplerden oluşmaktadırlar.” Bkz. Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, TÜBİTAK, Ankara,2002, s.121-122.

[2] Hurrilerin MÖ 2300’den sonra Kafkasya’dan Mezopotamya ve Anadolu’ya indikleri ve bölgede yayıldıkları kabul edilmektedir. Urartular ise Huriler ile akraba bir kabile olarak anılırlar ve Hurilerin bölgedeki ağırlıkları MÖ 1200 civarında sona ererken Urartular aynı bölgeye MÖ 860’lardan sonra yerleşmişlerdir. Diğer Kafkasyalı halk olan Hattilerin ise Anadolu’da Hitit öncesi dönemin hâkimi olarak bölgede MÖ 2500–1700 tarihleri arasında başat güç olmuşlardır. Ekrem Akurgal,Anadolu Kültür Tarihi, TÜBİTAK,2002,İstanbul.

[3]   İlluyanka efsanesinin Hattili kökleriyle ilgili bkz. Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, s.124–125.

[4]   Kumarbi efsanesinin Hurili kökleriyle ilgili bkz. Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, s.179–178.

[5] Nart kelimesinin Türk dillerindeki anlamlarıyla ilgili olarak bkz. Adilhan, Adiloğlu, Karaçay-Malkar Nart Destanları, <http:nartkaraçay.ucoz.com.adiloğlu.pdf>

[6] Nart kelimesinin Çerkes ve Kelt dillerindeki anlamlarıyla ilgili olarak bkz. Aytek Namitok, Çerkeslerin Kökeni I-II, Kafdav Yayınları, Aysel Çeviker(Çev.) Ankara,2003.

[7] Sosrıko isminin Çerkes dilindeki anlamı konusunda bkz. Ber Hikmet, Adıgece-Çerkesçe- Anlamak ve Düşünmek, Kuban Yayınları, Ankara, 2006, s. 246-249.

[8]  Ber Hükmet, Adıgece -Çerkesce- Anlamak ve Düşünmek, s. 246-249.

[9]  Nart Sosrıko’nun iklim olaylarına olan etkisi ve uzak yerlere hızla ulaşabilmesiyle ilgili olarak bkz. Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi), Nalçik, 1951, s 40-57.

[10]  Nart Dade ile ilgili olarak bkz. Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi), 1951, Nalçik, s. 355–365.

[11]  Nart Sosrıko’nun babası Nart Wezırmes denizler prensesi Nart Mığazeş’in oğludur. Bkz. Şorten Askerbiy,Nartlar ( Kabardey Mitolojisi), 1951, Nalçik, s.355–380.

[12] Günümüz Van ili yakınındaki Zımzım Dağı kayalıklarına yapılan ve Meher Kapı olarak bilinen büyük yazıtta Urartu tanrı ve tanrıçaları adına düzenlenen bir kurban listesi yer almaktadır. Yine Van ili civarındaki Yeşilalıç köyü yakınındaki Yeşilalıç Kapısı adı verilen yazıtlarda benzer bir liste yer almaktadır. Toplamda 79 adet tanrı ve tanrıça adı ve onlara adanan kurbanların sayıları listelenmiştir. Bkz. Oktay Belli, Anzaf Kaleleri ve Urartu Tanrıları. Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul,1998.

[13] Yunan mitolojisinin Hurri’li kökenleri üzerine bkz. Azra Erhat - Sabahattin Eyüboğlu (Çev.), Hesiodos Eseri ve Kaynakları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1977.

[14]  Anadolu yarımadasının bugün için bilinen en eski adı “Hatti Ülkesi” idi. İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde (MÖ 2350–2150) kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. Yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere MÖ 630 tarihlerine değin süre gelmiştir. Böylece Anadolu, en aşağı 1500 yıl boyunca Hatti ülkesi olarak tanındı.  Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, TÜBİTAK, Ankara, 1997,s.15–16.

[15] Akurgal, Anadolu Kültür Tarhi,s.15.

[16] Jann Asman, Kültürel Bellek, Ayşe Tekin (Çev.) Ayrıntı Yayınları, İstanbul,2001,s.232–243.

[17] Urartu Tanrılarına kesilecek kurban tüzüğünü belirleyen Meher Kapısı kaya yazıtında Tanrı haldi 6 kuzu, 17 sığır ve 34 koyun ile ilk sırada yer almaktadır. Bkz. Oktay Belli, Anzaf Kaleleri ve Urartu Tanrıları, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Ankara, 1998,s.43.

[18] Hitit Labarnaları (kralları) meşruluklarını Fırtına tanrısı Teşup’a dayandırırken Eski Mısır’da tüm Firavunlar meşruiyetlerini Neter Horus’a borçluydular. Öyle ki, eski Mısır’da firavunlara “Horus” da denilmekteydi.

[19] Bu flütün Nart Thağalec’e (Bereket Tanrısı) ait olduğu siyah ve beyaz iki kısımdan oluştuğu, dünyadaki düzenin bu flütten çıkan müziğe bağlı, olduğu anlatılmaktadır. Bkz. Şorten Askerbiy,Nartlar (Kabardey Mitolojisi), 1951, Nalçik, s.265. Burada aktarılan bir dizi olay Sümer mitolojisinde Gılgamış’ın Göksel Boğayı öldürmesiyle aynı konuları anlatmaktadır.

[20] Hadağatle Asker, Nartlar Cilt 4, Maykop,1970, s.211–214.

[21] Ejderha başka Nart kahramanlarınca da öldürülmüştür. Nart Badinoko bunlardan birisidir. Bu tema sık aktarılan ve birçok Nart kahramanına atfedilen bir temadır.

[22] Ölüler Ülkesi’ne inme ve öncesinde bir vadideki dev bir ağaca, ağacın üstünde kartal ve yuvasına ve aşağıda ise bir yılana rastlamak Nart mitolojisinde çokça olan bir durumdur. Bu tema Yedi Kardeşin Bir Bacısı adlı Uzunyayla kökenli masalda da aktarılmaktadır. Masalın tamamı Sümer mitolojisinde Ölüler Ülkesine inen tanrıça İştar’ın hikâyesiyle benzeşmektedir. Masal 2005 Uzunyayla Çerkesleri arasında yaptığımız alan araştırması esnasında derlenmiştir. Ülkemizde Çerkes diline ait bir ses arşivi olmadığı için derlemede elde edilen 60 saatlik sözlü kültür ögelerinin tamamı Kabardey-Balkar Cumhuriyetinin devlet arşivine teslim edilmiştir.

[23] Vladislav Ardzinba, Eskiçağ Anadolu Ayinleri ve Mitleri, KAF-DAV Yayınları ,Orhan Uravelli (Çev.) Ankara, 2010, s.117.

[24] VladislavArdzinba, Eskiçağ Anadolu Ayinleri ve Mitleri, s.118.

[25] Vladislav Ardzinba, Eskiçağ Anadolu Ayinleri ve Mitleri, s.119. Ayrıca bkz. Ahmet Ünal, Hitit Devrinde Anadolu II, Areekoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul,2003. Ardzinba’nın Hatti-Hitit mitolojisine ait tespitlerine koşut olarak Çerkes Nart mitolojisinde Hayat Ağacı’nın üç farklı şekilde ve yerde anlatıldığını görüyoruz. İlki, ilk kuşak Nartlar döneminde bereket tanrısı Nart Thağalec tarafından Altın Elma Ağacının yetiştirilmesi bölümünde, ikincisi Nart Sosrıko’nun (ve diğer Nartların) Ejder Soylu Siyah Adamı öldürmek için devasa bir göksel ağacın içinden geçip dış uzaya çıktığının anlatıldığı bölümde üçüncüsü ise Nart Sosrıko (ve diğer Nart kahramanları) Ölüler Ülkesine indikleri vadide tepesindeki kartal ve yılanla birlikte bu ağaca dair anlatılara rast gelinmektedir. Bkz. Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi), s.355.

[26]  Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu II, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2003,s.176.

[27]  Bkz. Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu II, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2003. Ne var ki Hesiodos bir Pelasg’dır ve hem Pelasg hem de Trak-Frig halklarından da etkilenmiş olmalıdır. Pelasg ve Trak-Frig kabileleri ise Anadolu’ya Balkanlar yoluyla giren ikinci bir Kafkas kabileler zinciridir (İlki Anadolu’ya doğudan gelen Hurri –Hatti Kafkas halklarıdır.). Pelasg ve Thrakeslerle ilgili bkz. Aytek Namitok Çerkeslerin Kökeni II. Kitap, Kaf-Dav Yayınları, Çev: Aysel Çeviker, Ankara, 2008. ve Met Çünatıko Yusuf İzzet, Kafkas Tarihi II, Kaf-Dav Yayınları, Çev: Doğan Erdin, Ankara, 2009.

[28]  Nart mitolojisinde Harama Tepesine hakim olan ve çeşitli dönemlerde Harama Tepesini yöneten Nart karakterleriyle ilgili olarak bkz. Hadağatle Asker, Nartlar (Yedi Cilt), Maykop, 1970- Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi), Nalçik,1951.

[29]  Zeus ve kardeşlerinin Kronos’un soyundan gelen Titanlara karşı verdikleri savaşların genel adı Giganthomakia’dır.

[30]  Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu, s. 172.

[31]  Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu, s.172

[32] Zeus’la iktidar için amansız savaşlar veren Titanların babası da aynı zamanda Zeus’un babasıdır.

[33]  Bkz. Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi),s. 265-282.

[34] Nart Sosrıko’nun öldürülmesi ile ilgili bkz. Şorten Askerbiy, Nartlar (Kabardey Mitolojisi), s. 132-147.









Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.